11/03/2026 Çarşamba Köşe yazarı V.T
Beş şey vardır ki katı kalplere ilaç olur...
Sâlih kimselerle görüşmek ve onların
meclisinde bulunmak kalplerin ilacıdır...
Ebû Rebâh Dücânî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmet
sâhibi velîlerdendir. 1809 (H.1224) senesinde, günümüzde İsrail’de bulunan
Yafa'ya bağlı Beyt-i Dücan köyünde doğdu. İlk tahsilinden sonra amcası Şeyh
Selîm Dücânî ile Yafa'ya gitti. Yafa'da amcasından ve birçok âlimden ilim
öğrendi. Bütün dînî ilimler ve tasavvuf yolunda icâzet aldı. 1877 (H. 1294)
senesinde Yafa'da vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
“İslâmiyet yolunda en önemli edebler şunlardır: İslâm dininin
ahkâmına tam tâbi olmak, genişlik ve darlıkta sabretmek, rahatlık ve bollukta
tam şükretmek, sünneti ihyâ etmek, bid’atten sakınmak, kırıklık içinde devamlı
Rabbine yalvarıp yakarmak, Allah'tan başkasının hatıra gelmemesi için çok
çalışmak, görmek gözün işi olduğu gibi, huzûru da kalbin işi, melekesi hâline
getirmek, hattâ kalbin, dünyâ ve âhırete âit her şeyden yüz çevirip, hakikî
mahbûb, yani gerçek sevgili olan Allahü teâlâdan başkasına bağlılığının kalmamasını
sağlamak.”
"Beş şey vardır, kalp katılaştığı zaman onun ilacı olur:
Birincisi, sâlih kimselerle görüşmek ve onların meclisinde bulunmak. İkincisi,
Kur'ân-ı kerîmin mânâsını düşünerek okumak. Üçüncüsü, karnını doyurmayıp,
helâldan az bir şey yemekle yetinmek. Zîrâ helâl yemek kalbi aydınlatır.
Dördüncüsü, Allahü teâlânın kâfir ve günahkâr için hazırladığı acı azâbı ve
tehdidini düşünmek. Beşincisi, kendisini Allahü teâlâya kulluk vazifesini
yapmakta âciz ve noksan görmek, bununla berâber Allahü teâlânın lütuf ve
ihsânını düşünmektir. Bu tefekkür olup, bundan hayâ meydana gelir.
Tefekkürden bir kısım da şunlardır: Allahü teâlânın seni, her
şeyinle, içini dışını bildiğini her an O'nun seni gördüğünü düşünmek, dünyâ
hayâtını, dünyâ hayâtının meşgûliyetlerinin çokluğunu, dünyâ hayâtının çok
çabuk geçtiğini, âhiretin ve nîmetlerin devamlı olduğunu akıldan çıkarmamak,
işte tefekkür dünyâya düşkün olmayıp, âhirete rağbet etmek gibi meyveler verir.
Ölümün geleceğini, fırsatı kaçırdıktan sonra pişmanlık olacağını düşünmek.
Böyle tefekkürün meyvesi; uzun emel sâhibi olmamak, amellerini düzeltmek,
âhirete hazırlık yapmaktır."
"İşlediğin tâat ve ibâdetleri beğenmemelisin. O tâat sana
hoş gelmemeli, bir lezzet aramamalısın. Tâatini beğenmek şirktir! Yalnız Allahü
teâlânın emri olduğu için, buyurulduğu gibi, yâni ilmihâl kitaplarında
bildirdiği gibi işlemeli. Tâatini Hak teâlâya ısmarla ve kendi beğenmeni
şeytanın yüzüne çarp.”