13/06/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
Resûlullah'ın ağlaması da gülmesi gibi hafif idi...
Fahr-i âlem, ümmetinin günahlarını düşünerek
ve Allahü teâlânın korkusundan ağlardı.
Mahmud Abdülbakî (Şair Bâkî Efendi) Osmanlı şair ve İslam
âlimlerindendir. Babası Mehmed Efendi, Fatih Camii müezzini idi. 933 (m. 1526)
senesinde İstanbul'da doğdu. 1008 (m. 1600) senesinde İstanbul'da vefat etti.
Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Haleb kadı muavinliği yaptı. İstanbul’a
dönüşünde medreselerde vazife yaptı. Şiirlerinin yanında bazı eserleri de
vardır. Bunlardan, Meâlimü'l-Yakin fî Sireti Seyyidi'l-Mürselin, İmam-ı
Kastalanî'nin El-Mevahibü'l-Ledünniyye adlı meşhur eserinin Türkçe
muhtasarıdır. Bu eserinde buyuruyor ki:
Fahr-i kâinâtın “sallallahü aleyhi ve sellem” mübârek yüzü ve
bütün âzâ-i şerîfesi ve mübârek sesi, bütün insanların yüzlerinden ve âzâsından
ve seslerinden güzel idi. Mübârek yüzü, bir miktar yuvarlak idi. Neşeli olduğu
zamanda, mübârek yüzü ay gibi nurlanırdı. Sevindiği, mübârek alnından belli
olurdu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, gündüz nasıl görürse, gece
dahî öyle görürdü. Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları dahî
görürdü. Bunu isbât eden yüzlerce hâdise, kitaplarda yazılıdır. Yana ve geriye
bakacağı zaman, bütün bedeni ile dönüp bakardı. Yeryüzüne nazarı, semâya
bakmasından ziyâde idi. Mübârek gözleri büyük idi. Mübârek kirpikleri uzun idi.
Mübârek gözlerinde bir miktar kırmızılık vardı. Mübârek gözlerinin karası gâyet
siyâh idi. Fahr-i âlemin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” alnı açık idi.
Mübârek kaşları ince idi. Kaşları arası açık idi. İki kaşı arasında olan damar,
hiddetlenince kabarır idi. Mübârek burnu gâyet güzel olup, orta yeri bir miktar
yüksek idi. Mübârek başı büyük idi. Mübârek ağzı küçük değildi. Mübârek dişleri
beyaz idi. Mübârek ön dişleri seyrek idi. Söz söylediği zamanda, sanki dişleri
arasından nur çıkardı. Allahü teâlânın kulları arasında ondan daha fasîh ve
tatlı sözlü kime görülmedi. Mübârek sözleri gâyet kolay anlaşılır, gönülleri
alırdı ve ruhları cezbederdi. Söz söylediği zaman, kelimeleri inci gibi
dizilirdi. Bir kimse saymak istese, kelimeleri sayılmak mümkün idi. Bazen iyi
anlaşılması için, üç kere tekrâr ederdi. Cennette Muhammed aleyhisselâm gibi
konuşulacaktır. Mübârek sesi, kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi.
Fahr-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” güler yüzlü idi.
Tebessüm ederek gülerdi. Gülerken, mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman,
nûru duvarlar üzerine ziyâ verirdi. Ağlaması da, gülmesi gibi hafif idi.
Kahkaha ile gülmediği gibi, yüksek sesle de ağlamazdı, ama mübârek gözlerinden
yaş akar, mübârek göğsünün sesi işitilirdi. Ümmetinin günahlarını düşünüp
ağlardı ve Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve bazen da
namaz kılarken ağlardı.