18/04/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Dünya işleri, âhirete mâni olmamalıdır...
Münâfıkûn sûresinde meâlen buyuruldu ki:
"Mallarınız ve çocuklarınız, Allahü teâlâyı, hâtırlamanıza mâni
olmasın!"
Eskiden, ticaretle meşgul olan büyüklerimiz, sabah ve akşamları
âhiret için çalışır, Kur'ân-ı kerîm okur, ders dinler, tövbe ve duâ eder, ilim
öğrenir ve gençlere öğretirlerdi. Kelle kebabı, sabah çorbası gibi şeyleri
çocuklar ve gayrimüslimler satardı. Çünkü, Müslümanlar, sabah akşam camilerde
bulunurdu.
Dünya işleri, sıkıntılar âhiret için çalışmaya mâni olmamalıdır.
Âhiret için "ticâret yeri" câmilerdir. Münâfıkûn sûresi, dokuzuncu
âyet-i kerîmesinde meâlen, "Mallarınız ve çocuklarınız, Allahü
teâlâyı, hâtırlamanıza mâni olmasın!" buyuruldu.
Halîfe Hazreti Ömer, "Ey tüccarlar! Önce âhiret rızkını
kazanın! Sonra dünya rızkına çalışın!) buyurdu.
İnsanların amellerini yazan ikişer melek, her sabah ve akşam
değişmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
"Melekler
insanların amel defterlerini götürdükleri zaman, başında ve sonunda iyi iş
yazılı ise, gün ortasında yapılanları ona bağışlarlar."
"Gündüz
ve gece melekleri, sabah ve akşam, gidip gelirken birbirleri ile karşılaşırlar.
Hak teâlâ, giden meleklere, 'kullarımı nasıl bıraktınız?' buyurur. 'Yâ Rabbî!
Namazda bulduk ve namaz kılarken bıraktık' derler. Allahü teâlâ da, şâhid olun,
onları affettim buyurur."
Müslüman tüccârlar, sanat sahipleri, gündüzleri de, ezân sesini
duyunca, işini hemen bırakıp, câmiye koşmalıdır.
Din büyüklerimiz "Ticâretleri, satışları, Allahü teâlâyı
unutmalarına sebep olmaz" âyet-i kerîmesine mana
verirken diyor ki:
"Demirciler
vardı. Demir döğerken, ezân okununca, çekici kaldırmış iken, demire vurmaz,
bırakıp namaza koşarlardı. Ve terziler vardı, iğneyi kumaşa sokunca, ezân
okunsaydı, o hâlde bırakıp, cemâate koşarlardı."
Çarşıda, işte Allahü teâlâyı yâd, tesbîh etmeli, her ân O'nu
hâtırlamalıdır. Dili ve kalbi boş kalmamalıdır...
Mu'âz bin Cebel hazretleri buyuruyor ki:
"Şeytan, pazarda, yalan, hîle, hıyânet ve yemîn ettirerek
Müslümanları günâha sokmaya çalışır. Önce gidip, geç çıkanlara daha çok
asılır."
Sabah namazı kılmadan ve kitap okuyup birkaç şey öğrenmeden işe
gitmemeyi âdet edinmelidir. İhtiyâcı kadar dünyalık kazanınca, âhireti
kazanmakla meşgul olmalıdır. Çünkü, âhiret hayâtı sonsuzdur ve ona ihtiyaç daha
çoktur.
İmâm-ı a'zam hazretlerinin hocası Hammâd hazretleri, ticâret
yapardı. Başörtüsü satardı. Her gün, iki habbe kazanınca eşyâyı toplar pazardan
çıkardı.
Büyüklerden bazısı dükkâna, haftada iki gün giderdi. Bir kısmı
da, cumadan başka her gün gider, öğle namazında geri dönerdi. Bir kısmı nihâyet
ikindiye kadar alışveriş ederdi. Hepsi ihtiyacı kadar kazanınca câmiye gider,
akşama kadar ibâdetle, ilim öğrenmekle meşgul olurlardı...