19/04/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Gerçek saadet, mutluluk, ebedî hayatı kazanmaktır
İnsan, geçici olanın peşinde ömür tüketirken
ebedî olanı unutursa, kazandığını zannettiği her şey, aslında en büyük kaybı
olur.
Dünyadaki bütün insanlar mesut, mutlu olmak ister. Fakat, mesut
olan, pek azdır. Neden bu böyledir? Çünkü, saadetin, mutluluğun neden ibaret
olduğu bilinmiyor. Asıl iş, saadetin ne olduğunu bilmektedir. Saadet, yalnız
dünya saadetinden ibaret değildir. Aksine, asıl saadet ahiret saadetini elde
etmektir.
Ahiret saadeti nasıl elde edilir? Ahiret saadetine kavuşmak
için, Allahü teâlânın emirlerine ve Peygamber Efendimizin sünnetine yani
İslamiyet’e uymak gerekir. Allahü teâlânın emirleri arasında: Öldükten sonra
tekrar dirilmek, yani âhirete inanmak da vardır. Cenâb-ı Hak âhiretin
nihayetsiz olduğunu (ebedî olduğunu) bize bildiriyor. Dünya hayatı ise, sayılı
günlerden ibarettir.
O hâlde, saadet iki başlı demektir. Biri ahiret saadeti, öteki
dünya saadeti. Bu iki saadetten hangisi önemlidir? Bunu akıl ve idrak sâhibi
insanlar kolaylıkla anlayabilir. Aklımız ve idrakimiz ahiret hayatının, dünya
hayatı ile mukayese edilemeyecek kadar önemli olduğunu bize gösterir. Buna
rağmen, insanların dünya için gösterdikleri gayret ve çalışmaların onda birini
bile ahiret için göstermedikleri meydandadır. Bunun akıbetinin ne kadar acı ve
ne kadar korkunç olduğuna acaba inanmıyor muyuz? İnanmıyorsak, kurtuluş ümidi
yoktur. Allahü teâlâya inanmayanların yeri ebedî olarak Cehennemde yanmaktır.
Eğer inanıyorsak, Allahü teâlânın emirlerini yapmamak bir gaflet (bir nevi uyku)
ve bir dalâlettir. Bu uykudan uyanamamak çok büyük zararlara sebep olacaktır.
Dünya saadeti için söz söyleyenler, kitap yazanlar ve bunu
dikkatle okuyanlar, dinleyenler çoktur. Ahiret saadetine gelince: Buna dair
Cenâb-ı Hak’ın kitabı (Kur’ân-ı kerîm) ve Peygamberimizin sözleri (hadîs-i
şerîfler) ve din âlimlerinin binlerce kitapları vardır. Fakat, bugün artık
bunları okuyan, bunları söyleyen, söyleyenleri ve yazanları dinleyen az insan
kalmıştır. Çok ehemmiyetli olan ahiret saadeti âdeta unutulmuş, sanki böyle bir
şey yokmuş gibi bir gaflet içinde bulunmaktayız. Bu ise, felâketin en
tehlikelisi ve âkıbetlerin en korkuncudur.
İşte bu yazılanlardan maksat, insanların bu korkunç felaketten
kurtulmalarına yardımcı olmaktır. Yani onların Cehennem denen büyük ateşten
korunmalarına vesile olmaktır. İnsanlar, idrakleri ve anlayışları nispetinde,
bu yazılardan hisse alacaklardır. Cenâb-ı Hak hepimizi hakikati iyice
anlayanlardan ve bu anlayışa göre hareket edenlerden eylesin! Âmin.
Akıl ve idrak sâhibi olan kimse, geçici olanı ebedî olana tercih
etmez. O hâlde, henüz fırsat varken gafletten uyanmak, Allahü teâlânın
emirlerine sarılmak lâzımdır. Yarın çok geç olabilir; asıl kazanç, bu gerçeği
bugün anlayıp ona göre yaşamaktır.