23/04/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
"Beni Rabbim terbiye etti..."
Bizzat Allahü teâlâ tarafından terbiye edilen
birinde hiçbir kusur bulunabilir mi? Sevgili Peygamberimiz, bütün insanlara en
güzel örnektir.
Başlıktaki söz, âlemlere rahmet olarak gönderilen,
yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimize aittir. "Beni
Rabbim terbiye etti. Güzel bir şekilde terbiye etti" hadis-i
şeriftir...
Daha dünyaya gelmeden ve kâinatı şereflendirmeden birkaç ay önce
muhterem babaları Abdullah vefât etmişti. Yetim olarak doğdular. Melekler
sordu:
"Ey Rabbimiz binlerce senedir beklenen en son ve en büyük
Peygamber babasını göremedi. Anneler yufka yürekli olduklarından umumiyetle
babalar çocuklarını terbiye ederler. Bu mübarek zatı kim terbiye edecek?"
Cevap alamadılar...
Altı yaşına geldiklerinde muhterem valideleri de vefat etti.
Melekler yine sordular:
"Annesinden de ayrıldı, büsbütün sahipsiz kaldı. Hem yetim
hem de öksüz. Onun terbiyesi ile ilgilenecek kimsesi kalmadı!.."
Bunun üzerine Yüce Rabbimiz şu cevabı verdi:
"Onu
ben terbiye edeceğim. Onun terbiyesi bana aittir."
Bizzat Allahü teâlâ tarafından terbiye edilen birinde hiçbir
kusur bulunabilir mi? O bütün insanlara en güzel örnektir.
El Ahzab Suresi 21. ayeti kerimede meâlen "Resulullah'ta
sizin için güzel örnekler vardır" buyuruluyor.
El-Kâlem Suresi 4. ayeti kerimede ise meâlen "Muhakkak
ki sen ey habibim yüksek bir ahlâk üzeresin" hitab-ı
ilâhisi, Onun nasıl terbiye olunduğunu bizlere bildirmektedir.
Onu örnek alanlar, Onun gibi yaşamaya çalışanlar, Onun sünnet-i
seniyyesine tabi olanlar, insanüstü güzelliklerle melekleşmeye doğru
yükselirler.
O mübarek zatın ümmetinden olma şerefine kavuştuğumuz için ne
kadar sevinsek, ne kadar hamd etsek yine de azdır.
Büyük İslâm âlimlerinden Kadı İyad hazretleri buyuruyor ki:
"İki şey bana o kadar şeref bahşediyor ki, tarif edemem. Bu iki şeye
kavuştuğum için kendimi o kadar yükseklerde hissediyorum, sanki yıldızlar
ayağımın altında gibidir.
Bunların birincisi; Rabbimin bana hitap
etmesidir. Kur'ân-ı kerimde insanlara hitâp iki türlüdür. Umumu ilgilendiren
meselelerde; Ey insanlar veya Ey Âdemoğulları... şeklindedir.
Yalnız müminleri ilgilendiren kısımlarda ise; Ey iman edenler... tarzındadır.
İkisinde de Rabbimin muhatabı olma şerefine ben de kavuşuyorum...
Beni yücelten ikinci sebep de, o büyük
şahsiyetin ümmetinden olmamdır... Rabbimiz o mübarek zatı çok sevdiği için onun
sevdiği ümmetini de çok seviyor. Bunu bilen birçok Peygamber Onun ümmetinden
olmayı temenni etmişlerdir.
Resulullah aleyhisselâm, güzel ahlâk ve edep timsâli oldukları
gibi, güzel ahlâk sahibi olanları da methetmişlerdir.
Meselâ bir hadis-i şerifte "Sizden en çok sevdiğim kişi ve kıyâmet
günü bana en yakın olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır" buyuruldu...
Bazıları diyorlar ki: İnsanın nasıl boyu, şekli
değiştirilemiyorsa, huyu da değiştirilemez. "Can çıkar, huy çıkmaz" demişler. "Sütle
gelen, kefenle çıkar" sözleri bunu teyid ediyor.
Fakat yanlıştır! Huy değiştirilemeseydi; hadis-i şerifte "Huylarınızı
güzelleştiriniz" tavsiyesi yapılmazdı. Dinimizde hiç
kimseye gücünün yetmediği şeyler emrolunmamıştır...