28/04/2026 Salı Köşe yazarı V.T
"Âlemdeki her şey senin için yaratıldı"
"Ey insanoğlu! Allahü teâlâ seni,
tevhîdini, birliğini bilmen için yarattı."
Hammâmî Ahmed Efendi Osmanlı din âlimlerinden ve Halvetiyye yolu
büyüklerindendir. 1608 (H.1017) senesinde Halep'te vefât etti. Ebü'l-Vefâ
Alvânî hazretlerinden ilim öğrendi. Bir meclis kurup, insanlara, Allahü
teâlânın emirlerini ve yasaklarını bıkmadan anlattı.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:
Ey insanoğlu! Allahü teâlâ seni, tevhîdini, birliğini bilmen
için yarattı. Âlemdeki her şeyi de, senin için yarattı. Ve bunlar arasındaki
hayvanları, bitkileri sana hizmetçi kıldı. Yer senin ikâmet etmeni sağlar.
Melekler seni muhâfaza eder. Güneş sana ışık verir. Hepsi senin için
yaratılmıştır. Sen, sâdece Allahü teâlâyı bir bilip, O'na kulluk için yaratıldın.
Öyleyse bütün mahlûkât, Allahü teâlânın vahdâniyetini ve bir olduğunu kabûl
edip, bunu ikrâr için yaratılmıştır.
Ey insanoğlu! Allahü teâlâ bütün eşyâyı senin için yarattı. Seni
de kendisi için yarattı. Sen ise, Allahü teâlânın senin için yarattığı şey ile
meşgûl oldun, nîmetin sâhibini unuttun. Sana gelen bağış ve lütuflarından
faydalandın. Vereni hatırlamadın. Böylece nîmetin şükrünü edâ etmedin. Sana
verdiği ihsân ve lütuflarının hürmetine riâyet etmedin. Nîmet sâhibine şükür,
O'nun verdiği nîmete şükretmektir. Bu da, kendisine verdiği nîmetten dolayı
O'na senâda bulunmakla olur.
Ey insanoğlu! Sâdece Allahü teâlâ verir. Öyleyse, sâdece O'nunla
meşgûl ol ve O'na yönel, Bu hâsıl olursa, senin için bütün nîmetler hâsıl olur.
Ey insanoğlu! Allahü teâlâdan başkasına yöneldiğin, onlara
iltifât ettiğin müddetçe de Lâ ilâhe illallah kelimesini söylemeye devâm et.
Çünkü o, sendeki iyi olmayan şeyleri yok eder. Sana övülen iyi hasletleri
getirir."
"En güzel hasletlere kavuşmak için; Allahü teâlâya, onun ve
nefsin şerrinden koruması için devamlı yalvarmalıdır. En tehlikeli günah,
kişinin Allahü teâlâ ve Resûlünün bildirdiği şekilde değil de, kendi kafasına
göre, böyle yaparsam, Allahü teâlâ benden râzı olur deyip, Allah ve Resûlünün
emirlerine muhalif olan bir işi yapmasıdır. Bu bakımdan Resûlullah'ın
bildirdiği şekilde ibâdet ve tâatte bulunmak lâzımdır. Bu da İslâmiyeti
öğrenmekle mümkündür. Dînini lâzım olduğu kadar öğrenmeyen kimse, dînî
vazîfelerini yaparken kendi kafasına göre dînini yaşamaktan kurtulamaz. Bu ise,
insanı, huzûr-ı ilâhide mesul olmaya götürür.