30/01/2026 Cuma Köşe yazarı A.D
"Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak imkânsızdır!.."
Tarihte olduğu gibi, bugün de dinimizi iyi
öğrenip, ona uymaya çalışırsak, maddi ve manevi sahada en yüksek bir medeniyete
ulaşmamız kolay olacaktır...
İslam dini, Müslümanların tembel, miskin oturmalarına izin
vermez. Müslümanların her türlü fen kollarında çalışarak ilerlemelerini, başka
dinden olanların fende buldukları yenilikleri, onlardan öğrenmelerini, bunları
kendilerinin de yapmalarını emreder. Ziraat, ticaret, doktorluk, kimya ve harp
sanayiinde herkesten ileride olmalarını emreder. Müslümanlar, başka
milletlerdeki her çeşit fen vasıtalarını araştırır, öğrenir ve yapar. Fakat
onların bozuk dinlerini, kötü, çirkin huylarını, âdetlerini almaz, taklit
etmez... Batı’nın bâtıl inanışlarını, moda ve ahlaksızlıklarını taklit etmek,
medeniyet değil, milletin bünyesinde tahribat yapmaktır...
Medeniyetler içinde her bakımdan mükemmel olanı İslam
medeniyetidir. İslam âlimleri, medeniyeti; beldelerin imar edilerek insanlığın
ihtiyaçlarını karşılayacak, rahat ve huzur içinde yaşayacak şekle sokulması,
insanların da ruhen, maddeten, fikren ve ahlaken yükselmesi şeklinde tarif
etmişlerdir. Müslümanların tarih boyunca kurdukları bütün medeniyetlerin kaynağı,
mümtaz örneği ve rehberi, "Asr-ı saadet"tir...
İBRETLİK
BİR MEKTUP
Osmanlı devletinde Rus sefiri olarak uzun seneler çalışan
İgnatiyef, hatıralarında, Sultan II. Mahmud Han zamanında 1821'de Rum isyanının
planlayıcısı, Patrik Gregoryus’un Rus Çarı Aleksandr’a yazdığı ibretlik
mektupta şöyle deniliyor:
"Türkleri maddeten ezmek
ve yıkmak imkânsızdır. Çünkü Türkler, Müslüman oldukları için çok sabırlı ve
mukavemetli insanlardır. Gayet mağrur ve izzet-i iman sahibidirler. Bu
hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden,
ananelerinin kuvvetinden, idarecilerine [devlet adamlarına, komutanlarına,
büyüklerine] olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidir ve
kendilerini müspet yolda yönetecek reislere sahip oldukları müddetçe de
çalışkan ve gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık
duyguları geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlak güzelliğinden ileri
gelmektedir.
Türklerde önce itaat duygusunu
kırmak ve manevi bağlarını parçalamak, dinî metanetlerini zayıflatmak gerekir.
Bunun en kısa yolu, millî gelenek ve dinlerine uymayan yabancı fikir ve
hareketlere alıştırmaktır.
Maneviyatları sarsıldığı gün,
Türklerin kendilerinden şeklen çok kudretli, kalabalık ve zahiren hâkim
kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve onları maddi
vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple, Osmanlı
Devleti'ni tasfiye için, sadece harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir.
Hatta, sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vakarını tahrik edeceği
için, dikkatli olmalıdır. Yapılacak iş, Türklere hissettirmeden, bünyelerindeki
tahribatı tamamlamaktır!.."
Tarihte olduğu gibi, bugün de dinimizi iyi öğrenip, ona uymaya
çalışırsak, maddi ve manevi sahada en yüksek bir medeniyete ulaşmamız son
derece kolay olacaktır...