01/01/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
Kıyâmeti inkâra kalkışan, İslâm'dan ayrılmış olur!
Bir mümin, kıyâmet günü hesaba çekileceğine
inanmak zorundadır!
Muhammed Halebî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir.
874 (m. 1470)’de Haleb’de doğdu. 956 (m. 1549)’da vefât etti. Bir dersinde, bir
insanın “Ehl-i sünnet vel cemâat"ten olabilmesi için, temel esaslardan
bazılarını anlattı ki, şunlardır:
Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mirâcına,
göklere yükselip Arş’a vardığına inanacak. Mirâcı inkâra kalkışıp bu husûstaki
âyetleri reddeden dinden çıkar. Kur’ân-ı kerîmde mirâc hakkında Allahü teâlâ
meâlen şöyle buyuruyor: “Peygamber doğru yoldan sapmadı. Bâtıla da inanmadı. O
kendi nefsinden söylemiyor. Kur’ân sâde bir vahiydir, ancak vahyolunur. Ona,
kuvvetleri pek çok olan (Cebrâil) öğretti. Öyle ki, görünüşü güzel olup, hemen
hakîki şekli üzere doğruldu ve Cebrâil en yüksek ufukta idi. (dünyâ semâsında
idi.) Sonra Cebrâil, Hazreti Peygambere yaklaştı ve (aşağı) sarktı. Böylece
Peygambere olan mesafesi, iki yay aralığı kadar veya daha az oldu. Cebrâil
vahyetti. Allah’ın kuluna vahyettiğini, Hazreti Peygamber, mirâcda gözü ile
gördüğünü, kalbi ile tekzîb etmedi. Şimdi siz Peygamberin o görüşüne karşı,
O’nunla mücâdele mi ediyorsunuz? Yemîn olsun ki O, Cebrâil’i hakîkî sûretinde bir
daha da (mirâcdan inerken) gördü. Sidret-ül-müntehânın yanında gördü. Me’vâ
Cenneti, Sidre’nin yanındadır. Sidre, çepeçevre meleklerle kaplanmıştı.
(Hazreti Peygamber gördüğü ahvâli tam gördü de) göz ne kaydı, ne de aştı. And
olsun ki; Peygamber, Rabbinin en büyük alâmetlerinden bir kısmını gördü.”
(Necm: 2-18)
Bir mümin kıyâmet günü hesaba çekileceğine inanmak zorundadır.
Bunu inkâra kalkışan, İslâmiyyetten ayrılmış olur. Bir mümin, Peygamber
Efendimizden sonra gerek Sahâbîler, gerek ümmet içinde sırasıyla Hazreti Ebû
Bekr, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’den (radıyallahü anhüm) daha
üstün kimsenin olmadığına ve bunların Allah’ın Resûlünün halîfeleri olduğuna
inanacaktır.
Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Benden sonra
bu ümmetin en üstünü (sırasıyla) Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali’dir. Onların
aleyhinde konuşmayın, haklarında hayırdan başka söz söylemeyin ki, bedbaht
olmayanınız.”
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyuruyor: “Allaha
ve Peygambere itaat edenler. İşte bunlar, Allahın kendilerine nimet verdiği
Peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar
ne güzel bir arkadaştır.” (Nisa: 69)