08/02/2026 Pazar Köşe yazarı V.T
İlimde cimrilik yapana üç belâ verilir!..
"İlmin evveli niyet, sonra anlamak, sonra
yapmak, sonra muhâfaza, sonra da yaymaktır."
Buceyremî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Mısır'ın
Buceyrem köyünde doğdu. Devrin âlimlerinden ilim öğrendi. Halvetî tarîkatı
büyüklerinden Sonraları Hayfa'nın Tantura köyüne yerleşti ve burada talebe
yetiştirdi. On üçüncü hicrî asrın ortalarında vefât etti.
Yûsuf Nebhânî'nin babası İsmâil Nebhânî humma hastalığına
yakalandı. Tantûra'ya, Abdurrahmân Buceyremî'den hastalıktan kurtulmak için duâ
istemeye gitti. Huzûruna girip elini öptü ve durumunu arz etti. Abdurrahmân
Buceyremî; "Sen odanın kapısından içeri girerken, o hastalık da senden
geçti. Seninle beraber odaya girmedi" buyurdu. Gerçekten onda hummadan
hiçbir eser kalmamıştı. Elini öpüp huzûrundan sevinçle ayrıldı. Sohbetlerinde
buyurdu ki:
"İlmin evveli niyet, sonra anlamak, sonra yapmak, sonra
muhâfaza, sonra da yaymaktır."
"(Nefsini bilen Rabbini bilir) hadîs-i şerîfinin sırrına
eren, nefsini sokakta gördüğü köpekten aşağı bilir."
"Nice küçük amel, niyetle büyür, nice büyük amel ise
niyetle küçülür."
"Kim ilmi ararsa öğrenir. İlmi öğrenen, günah işlemekten
korkar. Günahtan korkan ondan kaçar. Ondan kaçan ise kıyâmet günü hesaptan
kurtulur."
"Şüpheli bir kuruşu geri vermeyi, binlerce lira sadaka
dağıtmaktan daha fazla severim."
"Din kardeşimin bir ihtiyâcını görmem, bir sene nâfile
ibâdet etmemden daha önemlidir."
"İnsanların en alçağı kimdir?" diye sorulunca;
"Din kisvesi altında dünyâ menfaati sağlayandır" buyurdu.
"İlimde cimrilik yapan kişiye Allahü teâlâ üç belâ verir:
Ya ölür, ilmi gider. Yâhud unutur veya kendine ilmi unutturacak kimse ile
dostluk kurar, öylece ilmi gider."
"Ben, peygamberlikten sonra ilimden daha üstün bir rütbe
olduğunu zannetmiyorum. Âlimlerden biri, bir ihtiyaçla karşılaşınca, onun ile
meşgûl olur, okuyamaz. Onun ihtiyâcını giderip, okumasını sağlamak daha
makbûldür."
"İnsandaki en üstün haslet hangisidir?" diye
sorulunca; "Kâmil akıl" buyurdu. "Eğer o yoksa?" dediler.
"Güzel edebdir" buyurdu. "O da yoksa?" dediler.
"Kendisiyle istişâre edilecek şefkatli bir kardeş" buyurdu. "O da
yoksa?" "Devamlı sükût" buyurdu. "O da bulunmazsa?"
dediklerinde; "Ölmek" buyurdu.