22/11/2025 Cumartesi Köşe yazarı A.D
"O talebemiz az uyur çok çalışır Sultan’ım!"
Sultan Fâtih, bir gece geç vakitte sarayının
penceresinden medrese tarafına göz gezdirdi. Bir odanın ışığı yanıyordu.
Padişah, o saatte ders çalışan bu talebeyi merak etmişti!..
Fâtih Sultan Mehmed Hân, Allahü teâlânın velî kullarını ziyâret
edip, onların duâsını almayı, feyiz ve bereketlerine kavuşmayı çok severdi. Her
zaman onların ziyâretlerine ve hizmetlerine koşardı. İlme ve âlime çok önem
verirdi. İstanbul'un fethi de bu âlimlerin, velîlerin yardımı ile
gerçekleşmişti...
***
İlme ve Allah dostu ilim adamlarına âşık olan Fâtih Sultan
Mehmed Hân, Kazasker Molla Alâeddîn'den bütün İslâmî tabîr ve terimleri ihtivâ
eden bir eser bulmasını rica etti. O zamana kadar bu mevzûda, derli toplu bir
eser yazılmamış, değişik eserler içerisine serpiştirilmişti.
O kitaplardan da bu bilgileri temin etmek, bir hayli mesâi
isteyen bir işti. Ancak, her ilimde kâmil bir İslâm âlimi, her ilimdeki tabîr
ve terimlerin istenildiği gibi açıklamasını yapabilirdi. Fâtih Sultan Mehmed
Hân gibi bir âlimin suâllerine de, Molla Câmî hazretlerinden başkası tam cevap
veremezdi. Molla Alâeddîn de, Sultan'a arz edip;
- Sizin suâllerinize ancak Horasan ulemâsından Molla Câmî
hazretleri cevap verebilir, dedi.
Sultan, daha önceleri de birçok defa methini işittiği Molla
Câmî'yi bir mektupla İstanbul'a davet edip, derdine dermân olmasını arzu etti.
O da, bir risâle yazıp, Sultan Mehmed Hân'a gönderdi.
- Eğer bu risâlemizle gönlünüze su serpebilirsek, daha sonra da
kendimiz geliriz, dedi. Daha sonra kendisi de yola çıktı. Konya'ya kadar geldi.
Fâtih'in vefâtını haber alarak geri döndü.
Fâtih Sultan Mehmed Hân, bazen tebdîl-i kıyâfetle şehirde
dolaşır, halkının durumunu bizzat kendisi teftiş ederdi. Gündüzleri
medreselerde dersleri dinler, geceleri de medreselerde kimin daha çok
çalıştığını kontrol ederek, lâyık olanları mükâfatlandırırdı.
Padişah, bir gece geç vakitte sarayının penceresinden medrese
tarafına göz gezdirdi. Molla Hüsrev'in talebelerinin kaldığı bölümde bir odanın
ışığı yanıyordu. Ertesi gün, daha ertesi gün baktı. Işık her gün sabahlara
kadar yanıyordu. Sabahlara kadar ders çalışan bu talebeyi merak edip, Molla
Hüsrev'den sordu. Muhyiddîn Manisavîzâde olduğunu öğrendi.
-Bu talebe hiç uyumaz mı ki, sabahlara kadar ışığı yanar? diye
sordu. Molla Hüsrev de;
-Efendim o, az uyur, çok çalışır, dedi.
Emir verip, Manisavîzâde'ye daha çok ihtimam gösterilmesini istedi. Vezîr Mahmûd Paşa'nın inşâ ettirdiği medrese tamamlanınca, Pâdişâh'ın emriyle Manisavîzâde oraya müderris tayin edildi. Daha sonra Sultan, Manisavîzâde'ye kazaskerlik verdi...