22/11/2025 Cumartesi Köşe yazarı A.U
"Bunlar kimdir acabâ?!"
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretleri anlatıyor:
Seyyid
Ahmed Bedevî hazretleri için okunacak mevlid-i şerîf için toplanmıştık.
Ancak hiç tanımadığımız kimseler vardı aramızda.
Çok merak ettim...
Yanlarına sokulup;
“Sizi ilk defâ görüyorum. Buraya, ne maksatla ve nereden
geldiniz?” diye sordum.
Cevâbında;
“Biz
Hindistan'dan geldik. Gâyemiz; Ahmed Bedevî hazretlerini ziyâret ve mevlid-i
Nebevîyi dinlemektir" dediler.
Sordum yine:
“İyi de, Hindistan buraya çok uzak. Ahmed Bedevî hazretlerini
siz nereden tanıyorsunuz?’
O kimseler;
“Onu tanımayan mı var. Dünyânın her yerinde oturan Müslümanlar,
onu tanır. Hattâ okyanusların ötesinde yaşayan Müslümanlar bile o zâtı tanır”
dediler.
Ve ayrıca;
“Hattâ
yalnız insanlar değil, cinler de onu tanır ve her yıl gelip, onun mevlidine
katılırlar. Biz ne zaman daralsak, ondan imdât isteriz. Bi iznillah ânında
yetişir imdâdımıza, diye ilâve ettiler.”
● ● ●
Bâzı sevdikleri de;
“Feyiz almak nasıl olur efendim?” diye sordular bu zâta.
Cevâbında;
“Allah dostları, yâni velîler, feyiz gelmesine vâsıtadır. Yâni o büyükler; menbadan, kaynaktan gelen suyu veren musluk gibidirler” buyurdu.