23/11/2025 Pazar Köşe yazarı S.K
İnsan, kulluk vazifelerini yapmak için yaratıldı!..
“Bütün varlıkların hülâsası, özü olan insan, eğlence için, oyun
için, yiyip içmek, gezmek, yatmak, keyif sürmek için yaratılmadı!.."
İslam âlimlerinin ve evliyanın büyüklerinden İmam-ı Rabbani
hazretleri bir mektubunda buyurdu ki:
“Bütün varlıkların hülâsası, özü olan insan, eğlence için, oyun
için, yiyip içmek, gezmek, yatmak, keyif sürmek için yaratılmadı. Kulluk
vazifelerini yapmak için, Rabbine itaat, tevazu, kuvvetsizliğini, ihtiyacını
göstermek, Ona sığınmak ve yalvarmak için yaratıldı. Muhammed
aleyhisselâmın bildirdiği ibâdetlerin hepsi, insanlara faydalı şeylerdir.
İnsanlara yaradığı için emredilmiştir. Candan şükrederek, ibâdet yapmalı. Tam
teslim olarak, emirleri yapmaya ve yasaklardan kaçınmaya çalışmalıdır. Allahü
teâlâ kullarını emir ve yasaklar vermekle şereflendirdi. Her şeye muhtaç olan
biz kulların, bu büyük ihsana, pek çok şükretmemiz, bunun için de emirleri
yapmaya, candan sarılmamız lâzımdır.
Her ibadeti seve seve yapmalıdır. Kul hakkına dokunmamaya, hakkı
olanları ödemeye, titizlikle çalışmalıdır. Üzerimizde kimsenin hakkı
kalmamasına çok dikkat etmeliyiz! Hakkı dünyada ödemek kolaydır. Nezâketle,
yumuşaklıkla haktan kurtulmak mümkün olur. Fakat âhirette, iş böyle değildir.
Orada, hak altından kurtulmak çok güçtür, çaresi bulunmaz.
Biz kuluz. Sâhibimizin emrindeyiz. Başıboş değiliz. Her
istediğimizi yapmaya serbest değiliz. İyi düşünelim! Uzağı gören akıl sâhibi
olalım! Kıyamet günü utanmaktan, pişman olmaktan başka, ele bir şey geçmez.
Gençlik
çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz.
İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da, rahat, elverişli vakit ele
geçmez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında, yarar iş yapılamaz. Bugün,
her vaziyet elverişli iken, imkân varken, fırsat elde iken, güç kuvvet yerinde
iken, hangi özür ile, hangi sebeple, bugünün işi yarına bırakılabilir?
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Yarın yaparım diyen helâk oldu, ziyân etti)
buyurdu. Eğer dünya işlerini yarına bırakırsan ve bugün hep ahiret işlerini
yaparsan güzel olur. Fakat, bunun aksini yaparsan çok çirkin olur.
Gençlik zamanında, insanı üç din düşmanı olan, nefis, şeytan ve
kötü insanlar aldatmaya uğraşmaktadır. Bunlar karşısında az bir ibâdet pek
kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan, bundan kat kat fazla ibâdetlerin bu kadar
kıymeti olmaz.
Mubahları,
lüzumu kadar kullanmalı. Bunları da, Allahü teâlâya kulluk etmek niyeti ile yapmalı. Meselâ,
bir şey yerken, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmek için kuvvetlenmeye;
giyinirken örtünmeye ve soğuktan, sıcaktan korunmaya niyet etmeli ve her mubah
için [ve ders çalışırken de böyle] gerekli niyetler yapmalıdır…”
Fâni dünyaya aldanmayıp, gaflete dalmadan gönlü hep Allahü teâlâya vermelidir. Onun emirlerini yapıp yasaklarından sakınarak ahirete hazırlanmalıdır.