25/11/2025 Salı Köşe yazarı A.U
Riyâ ve gösteriş!..
Evliyânın büyüklerinden Abdullah-i Mürteiş hazretleri,
939 senesinde Bağdat’ta vefât etti.
Bu zât, her velî gibi riyâ ve gösterişten hiç hoşlanmazdı.
Bir ramazanda îtikâfa girmişti bir câmide.
Yâni vaktini ibâdetle geçirecekti orada. Fakat ikinci günde
îtikâfı bırakıp dışarı çıktı.
Bir daha da gitmedi.
Yakınları onu görüp;
“Siz îtikâfa girmiştiniz efendim.
Niçin yarıda bırakıp çıktınız?” diye sordular.
Büyük zât;
“Câmide
ibâdet yapanların gösteriş ve riyâ yaptıklarını görünce çıktım” buyurdu.
Ve ekledi:
“Hâlbuki
ibâdet, Allah için yapılır. İnsanlara gösteriş olursa, hiç kıymeti olmaz o
ibâdetin.”
● ● ●
Bâzı sevdikleri;
“Efendim, Müslüman nasıl olur?” diye sordular bu zâta.
Büyük velî, cevâben;
“Müslüman;
güleryüzlü, tatlı sözlü olur. Güler yüz ve tatlı sözün, dînimizin yayılmasında
mühim yeri vardır. Zîra böyle olmayan insanlar, dînimize pek faydalı
olamazlar” buyurdu.
● ● ●
Bir gün de sevdikleri; “Efendim, Allahü teâlânın en çok sevdiği
ibâdet nedir?” diye sordular.
Cevâbında;
“Allahü teâlânın en sevdiği ibâdet, Müslümanların birbirini sevmesidir ki, bu haslet, îmânın da şartıdır zâten” buyurdu.