İsrafın kötülüğü ve zararı
01/02/2026 Pazar Köşe yazarı O.Ü
Sual: İsraf ne demektir ve israf edenler niçin kötülenmiştir?
Cevap: Bu
konuda İmâm-ı Birgivî hazretleri Tarîkat-i Muhammediyye kitabında buyuruyor ki:
“Malı, İslamiyetin ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere
dağıtmaya İsraf veya Tebzîr denir. Mürüvvet;
faydalı olmak, iyilik yapmak arzusudur. Fütüvvet; daha hususi manaya
gelir ki, kötülük yapmamak, iyilik yapmak ve herkesin utanacak şeylerini örtmek
ve kötülükleri affetmektir. İslamiyete uymayan israf, haramdır. Mürüvvete
uymayan israf, tenzihen mekruhtur.
İsrafın haram olduğu muhakkaktır. Kalbin hastalığıdır. Kötü bir
huydur. Dinimizin, hasisliği, cimriliği, israftan daha çok kötülemesi, israfın
cimrilik kadar kötü olmadığını göstermez. Hasisliğin daha çok kötülenmesi,
insanların çoğu yaratılıştan, mal biriktirmeyi sevdiği içindir. Bunun gibi,
âlimlerimiz, idrarın şaraptan daha pis ve daha çok haram olduğunu söyledikleri
hâlde, dînimiz idrarı, şarap kadar kötülememiş, şarap içenlere, ceza verildiği
hâlde, idrar için, ceza emredilmemiştir. Çünkü, insanlar şarap içmeye düşkün
oluyor. İdrar içmek ise, kimsenin hatırına gelmiyor!
İsrafın kötülüğünü göstermek için, Allahü teâlânın;
(İsraf
etmeyiniz! Allahü teâlâ, israf edenleri sevmez) meâlindeki
kelamı yetişir. İsrâ sûresindeki âyet-i kerîmede de meâlen;
(Tebzîr
etme! Tebzîr edenler, şeytanların kardeşleridir) buyuruyor.
Şeytanın kardeşi de, şeytan olur. Şeytan isminden daha kötü bir isim yoktur.
İsrafı, bundan daha çok kötüleyen bir şey düşünülemez. Allahü teâlâ, mallarını
israf edenlere bir şey vermeyiniz diye emrederken, bunları en kötü bir isim ile
adlandırıyor. Nisâ sûresindeki âyet-i kerîmede meâlen;
(Mallarınızı
sefihlere, alçaklara vermeyiniz!) buyuruyor. Kur’ân-ı kerimde
Firavunu kötülerken;
(O,
israf edenlerden idi) buyuruyor. Lût aleyhisselâmın kavmini
de;
(Belki
siz, israf eden kavimsiniz!) diye kötülüyor.
Buhârî ve Müslimdeki hadis-i şerifte;
(Malı
boş yere saçmayınız!) buyuruluyor. İmâm-ı Tirmizî hazretlerinin
bildirdiği hadis-i şerifte;
(Kıyamet
günü herkes, dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamayacaktır: Ömrünü
nasıl geçirdi. İlmi ile nasıl amel etti. Malını nereden, nasıl kazandı ve
nerelere harcadı. Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?) buyurulmuştur.”


