"Allahü teâlâ câhili dost edinmez..."
12/06/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
"İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile
ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalıdır..."
Bahaeddinzade Muhyiddin Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden
fazilet sahibi bir zattır. Resmî ilimleri Mevlânâ Kestelî'den okudu. Bayramiye
Şeyhi Yavsi hazretlerine mürid oldu ve Bayramiye yolunda icazet aldı. Bir
müddet mürşidi Şeyh Yavsî hazretlerinin makamına geçerek âşıkların irşadı ile
meşgul oldu. 951 (m. 1544) senesinde Kayseri'de vefat etti.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde şunları anlattı:
"Âhirette her incinin bir sedefi vardır. Her şeyin kendi
hâline göre bir şerefi, değeri vardır. İnsanoğlu da kendisinde ilim bulunan bir
sedeftir. Onun şerefi de ilim iledir. İlmi olmayan kimse, câhillik içinde
kalır, muhabbet kadehini içemez, vilâyet libâsını giyemez. Allahü teâlâ câhili
kendine dost edinmez."
"İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun
için az uyumalı ve Allahü teâlânın yardımını talep etmelidir. Âlemlere rahmet
olan Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki: "Geceleyin Allahü teâlânın
korkusundan ağlayan göze ateş dokunmaz."
Bir kimse, 40 gün Allah için ihlâsla sabahlasa, hikmet pınarları
zâhir olup, kalbinden lisânına akar. Peygamber Efendimiz; "Mümin, gece çok
ağlar, gündüz çok tebessüm eder" buyurdu.
"Her denizin kenarı, sonu, her günün gecesi vardır.
Peşinden gece gelmeyecek gün, kıyâmet günüdür. Ucu bucağı bulunmayan deniz,
Allahü teâlânın rahmet deryâsıdır."
"Semâ tavanının seyyâreleri olduğu gibi, her bir gaflet ve
hatânın da bir keffâreti vardır. Müminlerin günahlarının keffâreti
tövbedir."
"Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni
bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, Kur'ân-ı kerîmde İslâm ve îmâna şükür ismi
verilmiştir."
“Cimrilikle, iyilik beraber bulunmaz.”
“Şehvet (arzu ve isteklere düşkünlük), fazla obur ve hırsı
olmakla, sıhhat bir arada bulunmaz.”
“Kötü ahlâkla, şeref beraber bulunmaz.”
“Hırsla beraber, haramdan sakınma olmaz.”
“Haset eden kimse için rahat yoktur.”
“Meşvereti terk ile, doğru bulunmaz.”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref yoktur.”
“Veradan (şüphelilerden kaçmaktan) daha sağlam bir kale yoktur.”
“Tövbeden daha kazançlı bir şefaatçi yoktur.”
“Akıl azlığından daha kötü bir hastalık yoktur.”
“Dilini neye alıştırdı isen, devamlı onu ister.”
“Şeref; akıl ve edeb iledir, soy ile değildir.”


