İbâdetlerin kabul olması helâl lokmaya bağlıdır!

19/11/2019 Salı Köşe yazarı V.T

"İbâdetler on kısmdır: Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibâdetlerdir."

 

 

Sehl Bin Muhammed hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Fıkıh ilminde imâm olup, meselede müctehid idi. İran’da Nişâbûr’da doğdu. 387 (m. 997)’de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Bütün ibâdetlerin kabul olması, helâl lokmaya bağlıdır. Büyüklerden çoğu buyurdu ki, ibâdetler on kısmdır: Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibâdetlerdir. O hâlde, müminler helâl kazanmaya çalışmalıdır. Harâmdan ve şübhelilerden kaçınmalıdır.

Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyuruyor ki: Resûlullahtan “sallallahü aleyhi ve sellem” işittim. Buyurdu ki: (Allahü teâlâ güzeldir. Yalnız güzel yapılan ibâdetleri kabul eder. Allahü teâlâ, Peygamberlerine emrettiğini, müminlere de emretti ve buyurdu ki; ey Peygamberlerim! Helâl yiyiniz ve sâlih, iyi işler yapınız! Müminlere de emr etti ki; ey îmân edenler! Sizlere verdiğim rızıklardan helâl olanları yiyiniz!) Resûlullah sözüne devam ederek buyurdu ki: 

(Uzak yoldan gelmiş, saçı sakalı dağılmış, yüzü gözü toz içinde bir kimse, ellerini göğe doğru uzatıp duâ ediyor. “Yâ Rabbî!” diye yalvarıyor. Hâlbuki yediği harâm, içtiği harâm, gıdâsı hep harâm. Bunun duâsı nasıl kabul olur?) Yanî harâm yiyenin duâsı kabul olmaz buyurdu. İşte harâmı, helâli, şüphelileri ve fâizi bilmeyen, bunları birbirinden ayıramayan, harâmdan kurtulamayıp, ibâdetleri boşuna gider.

Abdullah bin Mes’ûd “radıyallahü anh” buyuruyor ki: Alışveriş, yanî ticâret ilmini bilmeyen fâiz yer.

Abdullah bin Hanzala “radıyallahü anhümâ” dedi ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Bile bile bir dirhem gümüş değerinde fâiz yemek, otuz zinâdan dahâ çok günâhtır.) 

Ömer “radıyallahü anh” buyuruyor ki: (Çalışınız, kazanınız, Allahü teâlâ rızkımı çalışmadan gönderir, demeyiniz! Allahü teâlâ, gökten para yağdırmaz.)

Lokman hakîm hazretleri, oğluna nasîhat verirken, (Çalış, kazan! Çalışmayıp, herkese muhtaç kalanların dîni ve aklı noksan olur ve iyilik etmekten mahrum kalır ve herkesden hakâret görür) buyurdu. Büyüklerden birine sordular ki, özü sözü doğru olan tüccâr mı, yoksa geceleri namâz kılan, gündüzleri oruç tutan âbid mi yüksekdir? (Emîn olan tüccâr dahâ kıymetlidir. Çünkü, şeytânla her sâat cihâd etmektedir. Şeytân, alışta, verişte, tartmada onu aldatmaya uğraşmakta, o ise Allahü teâlânın emrini, rızâsını gözetmektedir) dedi.