Kendi hâlinden memnun olmak
21/04/2026 Salı Köşe yazarı O.Ü
Sual: İçinde bulunduğu hâlden şikâyet etmeyen, bunu kabullenen, kimseyi şikâyet etmeyen kimse, kanaat sahibi mi demektir?
Cevap: Her
günkü hâlinden memnun olmak, her hâlinden Allahü teâlâya şükür ve hamdetmek,
kanaat sahibi olmak demektir. Kendinden daha iyi mevkide, kendinden daha
zengin, kendinden daha kuvvetli, kendinden daha güzel bir insanı kıskanmayarak
kendi hâlinden memnun ve razı olan insanın evvela kalbi rahattır. Sonra da, en
mühimi Allahü teâlânın sevgili kuludur. Sevgili kulu olmanın sebebi şudur ki,
Allahü teâlânın kendisine verdiğinden memnun ve razıdır. Bunun için, Allahü
teâlâ da, ondan razıdır.
Kanaat, bitmez tükenmez bir hazinedir. Kanaatkâr olmayan bir
zengin, kanaatkâr olan bir fakirden daha fena durumdadır. Çünkü, o zenginin
kalbi rahat değildir. Kanaatkâr olan fakir ise, kalbi rahat olduğu için, sanki
bir hazine içinde yaşamaktadır.
Sual:
Allahü tealadan razı olmanın kısaca alameti, şekli nedir, nasıldır?
Cevap: Rızâ
demek, Allahü teâlâdan gelen her şeye razı olmak demektir. Allahü teâlâdan bir
felaket gelse, ona da rıza gösterir. Kimseye şikâyet etmez. Bu, her insanın
yapabileceği bir iş değildir. Fakat, bunu yapabilen, büyük bir insandır. Böyle
insanlarda, Peygamberlere mahsus sabır ve tahammül var demektir. Allahü
teâlânın büyüklüğüne inandığı derecede insan, bu tahammülü ve bu rızayı
gösterebilir. Gıbta edilecek, imrenilecek bir meziyettir.
Sual:
İnsandaki iradeyi de yaratan Allahü teala olduğunu gören insan, nasıl bir
tercih sahibi olabilir ki?
Cevap: İrade
ile yapılan işleri yapmak arzusunu, Allahü teâlânın yaratması, cebir, zorlama
olmaz. O arzuyu Allahü teâlâ yaratır ise de, insan kesb yani tercih etmektedir.
Allahü teâlânın iradesi, bir şeyi yalnız yaratmaya veya yalnız yaratmamaya
mahsus olmayıp, her ikisine de şamil olduğu gibi, insanın iradesi de böyledir.
İşi yapmayı da, yapmamayı da irade edebilir. Yani, yapmayı istediğimiz anda,
yapmamayı da istiyebiliriz. Bir işi yaparken, hiç kimse, bu işi yapmamak elimde
değildi diyemez. Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Kaza ve kader, bir cebr-i mütehakkim değildir. Bir ilm-i
mütekaddimdir.” Yani kader; Allahü teâlânın zorla yaptırması değil, sonsuz
öncelerdeki ilmidir, bilmesidir.


