"Sen, zamanımızın zahidisin ey Dâvûd"
24/04/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
Dâvûd-i Tâî: “Ey Peygamber Efendimizin torunu
Ca’fer-i Sâdık! Bana nasîhat eder misiniz?”
Ebû Süleymân Dâvûd-i Tâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve
evliyânın büyüklerindendir. Habîb-i Acemî’nin halifesi idi. İmâm-ı a’zamın
yirmi sene derslerine devam etti. Fıkh ilminde talebelerin içinde en önde
gelenler arasına girdi.
Cüneyd-i Bağdadî hazretleri diyor ki: Dâvûd-i Tâî, hacamat
yaptırarak kan aldırmıştı. Hacamat yapana bir altın verdi. O’na dediler ki,
“Bir altın vermeniz çok değil mi? İsrâf etmiş olmuyor musunuz?” O da:
“Hacamatçıya yardım olsun diye verdim. Mürüvveti olmayanın ibâdeti ve dîni olmaz”
dedi.
“İnsanların arasına, niçin karışmıyorsun?” dediler. “Kiminle
konuşayım? Akıllı kimseler, benimle dînî bir mevzûda konuşmuyorlar, emir ve
yasaklardan anlatmıyorlar; yaptığım hatâ ve kusurlarımı yüzüme karşı
söylemiyorlar, aksine hatâlarımı fazîletmiş gibi anlatıyorlar. Böyle insanların
bana fayda yerine zararı oluyor, onlarla niçin oturayım” dedi.
Kendisine, “Niçin evlenmiyorsun?” diyenlere “Sâliha bir hanımla
evlenince, onun dünyâ ve âhıret bütün ihtiyâçlarını görmeyi üstlenmiş olurum.
Şayet bunları yapamazsam, onu kandırmış olurum. Kandırmış olmamak için
evlenmiyorum” buyurdu.
Bir gün Hazreti Dâvûd-i Tâî, Ca’fer-i Sâdık’a geldi ve “Ey
Peygamber efendimizin torunu! Kalbim çok karardı. Bana nasîhat eder misiniz?”
dedi. Hazreti Ca’fer-i Sâdık, “Ey Dâvûd, sen, zamanımızın zahidisin, benim
nasîhatime ne ihtiyâcın var ki?” dedi. Dâvûd-i Tâî, “Ey Resûlullahın torunu!
Peygamber Efendimizin mübârek kanını taşıman hasebiyle, senin bütün insanlardan
üstünlüğün vardır. O’nun için hepimize nasîhat etmen lâzım değil midir?”
deyince, Ca’fer-i Sâdık şu cevâbı verdi. “Ey Dâvûd, kıyâmet günü dedem
Resûlullahın yakama yapışıp, (dîn-i İslama niçin lâyıkıyla hizmet etmedin?
İslama hizmet, iyi, asil bir soya (nesebe) sahip olmakla olmaz. Bu iş, Allahü
teâlânın emirlerini yapmak, yasaklarından kaçınmakla olur) buyurmasından
korkuyorum” dedi. Dâvûd-i Tâî, bu sözleri işitince ağladı ve dedi ki: “Yâ
Rabbi! Peygamberimizin mübârek kanını taşımak şerefine kavuşan bir zât, böyle
hayret içinde olursa, Dâvûd da kim oluyor ki, ibâdetlerini ve yaptığı işleri
beğensin!..”
Birisi kendisinden nasîhat istedi. “Dünyâ için, dünyâda ne kadar kalacaksan, o kadar çalış, âhıret için, âhırette ne kadar kalacaksan o kadar çalış” dedi.


