Nefis Allahü teâlâya, ârif de nefse düşmandır...
26/04/2026 Pazar Köşe yazarı V.T
“Âbidde de ârifte de nefse düşmalık vardır.
Fakat ikisinin düşmanlıkları farklıdır."
Seyyid Muhammed Dehlevî hazretleri evliyânın büyüklerindendir.
Çeştiyye evliyâsının büyüklerinden olup Çerağ-ı Dehlevî Nasîruddîn Mahmûd’un en
büyük talebelerinden, halîfelerindendir. 891 (m. 1486) senesinde Hindistan’da
Dehlî şehrinde vefât etti.
Kıymetli eserler telif etmiş olup, Bahr-ül-me’ânî isimli
eserinde buyuruyor ki: “Uzun seneler, zâhirî ilimler üzerine çok çalışıp gayret
ettim. Fakat asıl maksaddan gâfil idim. Ne zaman ki, tasavvuf büyüklerinin,
hakîkî İslâm âlimlerinin sohbetlerine kavuştum, işte ondan sonra ilerlemeye
başladım. Son otuz senedir bu yolda ilerlemeye gayret ediyorum. Allahü teâlânın
ihsânları ile çok şeylere kavuştum. Otuz senedir diğer insanlar gibi konuşmaya
tövbe ettim. Söylediğim her kelimenin, âhırete yarar sözler olmasına dikkat
ediyorum.”
Yine bu kitapta; ebdâl, evtâd, aktâb, efrâd diye bilinen
evliyâullah ve diğer Allah adamlarının sayıları, isimleri, mertebeleri
zikirleri, ömürleri, hâlleri ve kısımları gayet açık ve geniş olarak öyle güzel
anlatılıyor ki, daha güzel anlatılması düşünülemez. Bunlar hakkında diyor ki:
“Hepsi ile ayrı ayrı görüştüm. Her birinden çok faydalar elde ettim. Hepsinin
makamlarını, mertebelerini de müşâhede ettim... Ey dostum! Bu yüksek zâtların
adedi belli değildir. Sayılan pekçoktur. Bunlar, insanların gözlerinden
saklıdırlar. Ancak seçilmiş, üstün kimseler onları görebilir ve anlayabilir.”
“Eğer, insanlar velî zâtların kadrini, kıymetini bilip iyice
anlayacak derecede olsalardı, herkes karşılaştığı bütün insanlara karşı edebli
olurdu. Çünkü, görünüş itibârıyla velî de bizim gibi bir insandır ve
karşılastığımız bir kimse de, Allahü teâlânın bir velî kulu olabilir. Velî,
şekil ve şemail bakımından, giyinip kuşanma bakımından ve diğer birçok beşerî
sıfatlarla, diğer insanlardan farklı olmayan bir kimse gibi görünür. Hâlbuki,
haddizatında o, diğer insanlardan tamamen farklı, apayrı bir insandır. Her ân
gönlü Allahü teâlâ iledir ve O’nun muhabbeti ile yanmaktadır. İşte velînin asıl
hâlini bildiren bu husûsiyetini, ancak onun gibi olanlar anlar. Diğer insanlar
ise, onu kendileri gibi bir kimse zannederler.”
“Âbidde (Allahü teâlâya çok ibâdet edende) ve ârifte nefse
düşmalık vardır. Fakat ikisinin düşmanlıkları farklıdır. Âbid, nefsinin
yaptıklarının kendisi için zararlı olduğunu bildiği için, nefsin yaptığı işlere
düşmandır. Ârif ise, işleriyle birlikte, nefsin kendisine de düşmandır. Çünkü
nefis, Allahü teâlâya düşmandır.”


