Mukaddes dinimizde şefaat kesinlikle vardır...

06/07/2020 Pazartesi Köşe yazarı R.A

"Resûlullah Efendimiz gibi bir şefâatçı olmasaydı, bu ümmetin günâhları kendilerini helâk ederdi."

 

Hazret-i Âdem (aleyhisselâm), Bakara sûresinin 30. âyet-i kerîmesinde ifâde buyurulduğu gibi, yeryüzünde “halîfe” kılınmıştır. Yine Kur’ân-ı kerîmde (İsrâ, 70’te) beyân buyurulduğu veçhile, Âdemoğulları da mükerrem (şerefli, kıymetli) kılınmışlardır. Bazı Resûllerin bazılarından üstün kılındığını, Cenâb-ı Hak, bizzât kendisi haber veriyor. “İşte bu Peygamberlerden bir kısmını, diğerlerinden üstün kıldık…” (Bakara, 253).

Bunlardan başka, Allahü teâlâ, bazı insanlara nimetler verdiğini beyân buyurmuştur (Fâtiha, 7) Kur’ân-ı kerîmde, kendilerine nimet verilen 4 sınıf insan sayılmıştır: Nebîler, Sıddîklar, Şehîdler ve Sâlihler (Evliyâ-yı kirâm) [Nisâ,  69]

Allahü teâlâ buyurmuştur ki: “Allah’a ve Peygambere itâat edenler, işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberlerle, Sıddîklarla, Şehîdlerle ve Sâlihlerle (iyi kimselerle, evliyâ ile) beraberdirler. Bunlar, ne güzel birer arkadaştırlar.” (Nisâ, 69)

İnsan, nefsine ve şeytânlara uyup günâh, hata, kusur, kabahat işleyebilmektedir. Şâirin dediği gibi: "İnsan beşer/Bazan şaşar/Hatâ eyler üçer beşer/Düz ovada yürür iken/Ayağı sürçer düşer..." Böyle bir durum olunca, ne yapmak lâzım?

Evet, bir Müslümân, nefs-i emmâresine ve şeytânlara uyarak günâh işleyince, ne olacak? Hemen bütün çâreler tükenmiş mi olacak? O kişi, kesin olarak Cehenneme gidecek mi denilecek? Hayır, Ehl-i Sünnet itikâdına göre, günâh işleyenler için üç çâre vardır:

1- Şartlarına uygun tevbe imkânı mevcut; bu takdirde, günâhkârlar affolunurlar,   

2- Günâhkârların şefâate uğrama imkânları var. Bu şefâat işi de, âhirette, ancak, Allahü teâlânın, sevdiği, râzı olduğu, izin verdiği kimselerin yapacakları bir iştir.

3- Bu iki safha da mümkün olmamışsa, Allahü teâlânın husûsi ihsânına kavuşma imkânı da vardır.

Bunların (tevbe, şefâat ve ihsândan) hiçbiri olmadı diyelim, müminin amelleri tartıldı ve günâhları da sevaplarından ağır geldi; ama îmânlı olarak vefât etti; o zaman o kişi, Cehennem’de biraz terbiye olunur. Cehennem, kâfirlerin ebediyyen kaldıkları, günâhkâr müminlerin de muvakkaten kaldıkları bir yerdir...

“Peygamberlerin sonuncusu olan Resûlullah Efendimiz gibi bir şefâatçı olmasaydı, bu ümmetin günâhları kendilerini helâk ederdi. Şefâate en çok ihtiyâcı olan bu ümmettir. Çünkü bu ümmetin günâhları çoktur. Fakat, Allahü teâlânın afv ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete afv ve mağfiretini, o kadar çok saçacak ki, geçmiş ümmetlerden hiçbirine böyle merhamet ettiği hiç bilinmiyor. Doksan dokuz rahmetini, sanki bu günâhkâr ümmet için ayırmıştır…” (İmâm-ı Rabbânî)