Müminin kabri genişler...
07/05/2025 Çarşamba Köşe yazarı A.U
Ebû Alî Cürcânî hazretleri,
bir gün şunu anlattı cemaate:
Sâlih bir Müslüman öldüğünde,
namazı kılınıp kabre konur.
Gâipten bir “ses” duyar.
Mezarı, kabrine;
“Ey kabir! Bu, sâlih bir
Müslümandır. Onu sakın tahkîr eyleme! O, Rabbine inanıp ibâdetlerini yaptı...
Hep İslâm’a uygun yaşadı. Emr-i mâruf yaparak dînine hizmet etti. Onun için bu
mümine en ufak bir sıkıntı gösterme” der.
Sonra kabri genişler.
Cennet yaygıları serilir.
Sonra çok nurlu ve güzel bir
kimse gelir yanına.
Onu görünce;
“Ey nurlu kişi, sen kimsin ki, bu
tenhâ yerde gelip beni sevindirirsin?” diye
sorar.
O sevimli kişi;
“Ben; senin, dünyâda yaptığın iyi
amellerim. Hak teâlâ beni o amellerden halk etti. Seni burada garip ve yalnız
bırakmamak için vazîfeli geldim” der.
O ameller onu dört yandan
kuşatır.
Ve gelecek zararlardan muhâfaza
ederler.
● ● ●
Bir gün bu zâta;
"Efendim, zikir meclisi
nedir?" diye sordular.
Cevâbında;
"Namaz
nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, nikâh nasıl yapılır, alışveriş nasıl olur,
sonra abdest ve gusül, helâl ve haram gibi meselelerin konuşulduğu
meclistir" buyurdu.
