Kur’ân-ı kerîm nazm-ı ilâhîdir

07/07/2020 Salı Köşe yazarı V.T

Kur’ân-ı kerîmde kimsenin söyleyemeyeceği şeyler sayılamayacak kadar çoktur.

 

Abdülvâhid ibn-i Âşir hazretleri kıraat ve Mâliki fıkıh âlimidir. 990 (m. 1583)’te Fas'ta doğdu. Orada ve Mısır'da tanınmış âlim­lerden ilim tahsil etti. Memleketine dönerek çok talebe yetiştirdi. 1040'ta (m. 1631) Fas'ta vefat etti. Buyurdu ki:

Resûlullah Efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” en büyük mucizesi Kur’ân-ı kerîmdir ki, o zaman, Arablarda, şiir, edebiyat, fesâhat ve belâgat, her şeyden ileri gidip en güvendikleri başarıları olduğu hâlde, Kur’ân-ı kerîm karşısında, bir şey söyleyemediler. Kur’ân-ı kerîm, nazm-ı ilâhîdir. Kur’ân-ı kerîmin kelimeleri Arabîdir. Fakat bu kelimeleri yan yana dizen, Allahü teâlâdır. Kur’ân-ı kerîmdeki Arabî kelimeler, Allahü teâlâ tarafından dizilmiş olarak âyetler hâlinde gelmiştir. Cebrâîl ismindeki melek, bu âyetleri, bu kelimelerle ve bu harflerle okumuş, Resûlullah Efendimiz de mübârek kulakları ile işiterek, ezberlemiş ve hemen Eshâbına okumuştur.

Kur’ân-ı kerîmde kimsenin yapamayacağı, söyleyemeyeceği şeyler sayılamayacak kadar çoktur. Burada altısını bildirelim:

Birincisi: Îcâz ve belâgattir. Yani az söz ile ve pürüzsüz ve kusursuz olarak, çok şey anlatmaktır.

İkincisi: Harfleri ve kelimeleri, Arab harflerine ve kelimelerine benzediği hâlde, âyetler, yani sözler ve cümleler, onların sözlerine ve şiirlerine ve hutbelerine hiç benzemiyor. Kur’ân-ı kerîm, insan sözü değildir. Allah kelâmıdır. Kur’ân-ı kerîmin yanında onların sözleri, cam parçalarının elmasa benzemesi gibidir. Dil mütehassısları bunu pek iyi görüyor ve teslîm ediyor.

Üçüncüsü: Bir insan, Kur’ân-ı kerîmi ne kadar çok okursa okusun bıkmıyor, usanmıyor. Arzûsu, hevesi, sevgisi ve zevki artıyor.

Dördüncüsü: Geçmiş insanların hâllerinden bilinen ve bilinmeyen birçok şey Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir.

Beşincisi: İleride olacak şeyleri bildirmektedir ki, bunlardan çoğu zamanla meydana çıkmış ve çıkmaktadır.

Altıncısı: Kimsenin hiçbir zamanda, hiçbir suretle bilemeyeceği ilimlerdir ki, Allahü teâlâ, ulûm-i evvelîni ve âhırîni Kur’ân-ı kerîmde bildirmiştir...

Kur’ân-ı kerîm, Kadir gecesinde inmeye başlamış ve hepsinin inmesi yirmi üç sene sürmüştür. Tevrât, İncîl ve bütün kitaplar ve sahifeler ise, hepsi birden, bir defada inmişti. Hepsi, insan sözüne benziyordu ve lafızları mucize değildiler. Onun için çabuk bozuldu, değiştirildiler.