Emr-i ma'rûf nasıl yapılır?

16/06/2020 Salı Köşe yazarı R.A

“Mü'min kardeşine nehy-i anil münker yapan kimse; yumuşak, tatlı ve güzel bir ifâde ile anlatarak söylemeli..."

 

Sevgili Peygamberimiz, bir hadîs-i şerîfinde: “Birbirinize Müslümânlığı öğretiniz. Emr-i ma'rûfu bırakır iseniz, Allahü teâlâ, en kötünüzü, başınıza musallat eder ve duâlarınızı kabul etmez” buyurmuştur. (Mişkâtül-Mesâbîh)

Diğer bazı hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

"Dînin temeli nasîhattir (samîmiyettir, ihlâstır)." [Buhârî]

"Kendisi için istediğini, dîn kardeşi için de istemeyen, (kâmil manâda) îmân etmiş olmaz." [Buhârî]

"Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, çok nasîhat edendir." [İmâm Ahmed]

"Duyduğu hak sözü, bir Müslümân kardeşine söylemek, ne güzel hediyedir." [Taberânî]

“Kıyâmet günü birini getirirler. Onu, Cehennem'e atın emri gelir. Bağırsakları dışarı çıkar. Merkebin dolap etrâfında dönmesi gibi, bunun etrâfında döner durur. Cehennem'de olanlar, kendisine, sen emr-i ma'rûf ve nehy-i münker yapmadın mı, şimdi bu hâl nedir? Seni bu hâle düşüren nedir? derler. Evet başkalarına iyiliği emrederdim; fakat kendim yapmazdım. Kötülüklerden başkalarını menederdim; kendim ise yapardım cevâbını verir.” (Buhârî, Müslim)

Osmânlı âlimlerinden Taşköprüzâde’nin (rahmetullahi aleyh) nakline göre, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Ebûd-Derdâ (radıyallahü anh) buyurdu ki:

"Ya ma'rûf (iyilik) ile emreder, münkerden yâni kötülüklerden nehy eder, sakındırırsınız veya Allahü teâlâ size büyüklerinizi saymayan, küçüklerinize acımayan zâlim idârecileri musallat eder. İyileriniz, ona, bedduâ ederler, ama duâları kabul olunmaz. İstiğfâr edersiniz, bağışlanmazsınız."

“Nehy-i anil münker”,  “Günâhlardan ve kötülüklerden sakındırmak, alıkoymak” demektir.

Gavs-ı A’zam Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî (kuddise sirruh) buyurmuştur ki:

“Mü'min kardeşine nehy-i anil münker yapan kimse; yumuşak, tatlı ve güzel bir ifâde ile anlatarak söylemeli, sert, ağır sözlerde bulunmamalıdır.

Münker iki kısımdır: Birinci kısım münkerler meydânda olup, âlim olan ve olmayan bunları bilir. Zinâ, alkollü içkilerin içilmesi, hırsızlık, yankesicilik, fâiz alıp vermek, başkasının mâlını gasbetmek gibi şeylerin harâm olduğu birinci kısım münkerdir. İkinci kısmı, yalnız âlimler bilir. Bunlar, daha ziyâde îmânda, îtikâtta olan bozukluklardır.”

Osmânlı âlimlerinden İmâm-ı Birgivî (rahimehüllah) buyurmuştur ki:

“Emr-i ma'rûf iki sûretle yapılır: Birincisi, söz, yazı ve her nevî yayın vâsıtası iledir. Bunu yaparken, bilgi az ise ve şahsa, âdetlere, kânunlara dikkat ve riâyet edilmezse, fitneye sebep olabilir.

İkinci yol, hâl ile İslâm'ın güzel ahlâkına uyarak, nümûne olmaktır. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin mâlına, ırzına göz dikmemek, en tesîrli, en faydalı emr-i ma'rûf yapmak olur.” (İmâm-ı Birgivî)

Yine İmâm-ı Birgivî, mühim bir husûsa işâret etmektedir: “Emr-i ma'rûf ve nehy-i münker yapanın niyetinin hâlis olması ve işi anlayıp, Allahü teâlânın buradaki emrini iyi bilmesi ve sabırlı olup münâkaşa ve kavga etmemesi, yumuşak şekilde tatlı dil ve yazı ile yapması lâzımdır.”