Taş kesildiler âdeta!

21/08/2020 Cuma Köşe yazarı A.U

Büyük velî, Muînüddîn-i Çeştî hazretleri; Ravda-i mübârekeyi ziyârete gitti bir gün.

Ravda’dan bir ses işitti.

Heyecanla kulak verdi.

Efendimiz, Onu çağırıyordu.

O, bu tatlı sesi duydu.

Ağlamaya başladı sevincinden.

Ve edeple yaklaştı.

Efendimiz, kendisine;

“Yâ Muînüddîn! Hindistan'da, evlâdımdan biri küffârla savaşırken şehit düştü. Bu diyâr, kâfirlerin eline geçmeden, acele oraya git. Sen varınca kâfirler mağlup olur ve o diyâr, İslâmın nûruyla aydınlanır” buyurdu.

O da, yanına kırk kişi aldı.

O gün düştü Hindistan yollarına.

Dağlar, tepeler aştılar.

Nihâyet Ecmir’e ulaştılar.

Hepsi de, yorgun ve açtılar .

Onun için, bir inek kesiyorlardı.

Etinden, yemek yapıyorlardı.

Ancak bilmedikleri bir şey vardı.

O yerin halkı ineğe tapıyordu.

Onlar bunu öğrendiler.

Ve fenâ hâlde içerlediler.

Hemen bir meydanda toplandılar.

Taş ve sopalarla saldırdılar.

Muînüddîn Çeştî, hiç telâş etmedi.

Yerden, bir avuç toprak aldı.

Ve saçtı o kâfirlere doğru.

O topraktan, kime isâbet ettiyse, olduğu yerde donup kalıyorlardı.

Taş kesildiler âdeta!

Ölmüyorlardı.

Hareket de edemiyorlardı.

Sert kayaya çarpmışlardı.

Süklüm püklüm geri döndüler.

Meşhur bir cinnîleri vardı onların.

Hâdiseyi haber verdiler o cinnîye. (Devamı yarın)