"Tasavvufla ilgim yoktu"

21/10/2019 Pazartesi Köşe yazarı A.U

Türkistân’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine, bir gün bâzı sevdikleri gelip;

“Efendim, bu yüksek dereceye nasıl kavuştunuz?” diye sordular.

Şöyle anlattı:

“Benim, tasavvufla hiç ilgim yoktu.

Evliyâlık nedir, bilmiyordum.

Hiçbir tasavvuf kitâbı da okumuş değildim.

Ama bir hasletim vardı.

Darda kalanların yardımına koşardım.

Dost düşman ayırmaz, hattâ kâfir-Müslüman demez, herkese hizmet için can atardım.

İşte bu huyum sebebiyle Hak teâlâ bana, tasavvufun en yüksek derecesini ihsân etti.”

Ve bir misâl verdi:

“Meselâ medresede okurken üç arkadaşım vardı ki, üçü de hasta oldular bir zaman.

Onların hizmetini aldım üzerime.

Gece gündüz tedâvîleriyle uğraştım.

Hastalıkları bana da geçti.

Ama hizmeti bırakmadım.

Çünkü severek yapıyordum.

Bu, elimde değildi zîra.

Hilkatimde vardı bu haslet.

Siz de benim gibi olun.

Çok faydasına kavuşursunuz.”

● ● ●

Bu büyük zâta, bâzı gençler;

“Efendim, kul hakkı neden zordur?” diye sordular.

Cevâbında;

“Allah affetmez de, ondan. Ama bundan kurtulmanın çâresi var” buyurdu.

“O nedir?” dediler

Buyurdu ki:

“Dünyâda iken helâlleşmektir. Âhirete kalırsa, çok zor olur.”