Kötülüklerin anahtarı kibir hayırların anahtarı tevâzudur

29/10/2019 Salı Köşe yazarı V.T

"Bütün kötülüklerin hepsi de, bir ev gibidir. Onun anahtarı da kibirlenmektir."

 

 

Ebû Ya’kûb Râzî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İran’da Rey şehrinde yaşadı. Zünnûn-i Mısrî hazretlerine talebe oldu. Cüneyd-i Bağdadî hazretleri ile mektuplaşmaları meşhurdur.

Bu mübarek zat buyurdu ki:

“Yapmacık olarak, riya ile yapılmış çok az bir amelle Allahü teâlânın huzuruna çıkacağıma, günâh yükü ile çıkmayı tercih ederim.”

“Allah yolunda yürümek arzusunda bulunan bir tâlib, azîmeti bırakıp ruhsatla amel ederse, artık ondan hayır gelmez, ilerleyemez.”

“Nefsin aldatmasına, dünyânın yalancı ve geçici tadına kapılan, hayrın tadını alamaz. Yabancılarla beraber olmak, bu yolda yürüyenler için felâkettir.”

“Allahü teâlânın kendilerini her an görmekte olduğunu bilen insanlar, O’nun kendilerini görmekte olduğunu düşünerek, O’ndan ve emirlerinden başka şeye iltifât etmekten hayâ ederler.”

“Kim, Allahü teâlâyı hakkıyla zikrederse, O’ndan başka her şeyi unutur. O’nun zikri ile O’ndan başka her şeyi unutan kimseyi, Allahü teâlâ her şeyden muhafaza eder.”

“Dünyâda en kıymetli şey, ihlâstır.”

“Allah yolunda yürümek isteyen bir kimse için, en büyük tehlike; bu yolda olmayan kimselerle beraber olmaktır.”

“Saadete kavuşmak istersen, edeble ilim öğren, edeble ilim öğrenen onunla iyi amel eder. İyi amel eden, hikmet sahibi olur. Hikmet elde edilince, insan zühd sahibi olur. Zühd sahibi olunca, kalbinde, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin sevgisi kaybolur. Bu sevgi kaybolunca, insan âhirete rağbet eder. Hep âhireti düşünen ve ona hazırlanmakla uğraşan kimse, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmuş demektir.”

“Bütün hayırların hepsi, bir ev gibidir. Anahtarı da tevâzudur. Bütün kötülüklerin hepsi de, bir ev gibidir. Onun anahtarı da kibirlenmektir. Nitekim, Âdem aleyhisselâmın zellesinden dolayı tevâzu etmesi ile affa ve ikrama kavuşması ve İblîs’in kibirlenmesi, kendisine hiçbir şeyin fayda vermeyip zelîl olması buna delîldir.”

“Aklın zâhiri, sevgili Peygamberimize tam tâbi olmaktır. Aklın bâtını, hâlini gizlemek ve aklın aslı ise, sükût etmektir.”

Ebû Ya’kûb Râzî hazretleri 304 (m. 915)’de vefât etti. Vefât ederken, “Yâ Rabbi! Gücüm yettiği kadar insanları sana davet ettim. Kusurlarımı bağışla” dedi ve vefât etti. Vefâtından sonra kendisini rüyâda görüp, “Hâlin nasıldır?” diyenlere, “Allahü teâlâ, vefât ederken söylediğim sözü tekrar söylememi emretti. Ben de söyledim. Sonra bana 'Seni sana bağışladım' buyurdu” dedi.