Bâtınilik, Şiiliğin azgın bir koludur

18/11/2020 Çarşamba Köşe yazarı O.Ü

Hasan Sabbah, Nizâmülmülk ve Ömer Hayyam'ın talebelik arkadaşıdır.

 

Sual: Hasan Sabbah'ın Bâtıni fırkası, Şiiliğin bir kolu olan İsmailiyye fırkasından mı çıkmıştır?

Cevap: İsmailiyye fırkası; “Kur'ânın zahiri olduğu gibi, bâtını da vardır. Bâtın yanında zahir, cevizin içi yanında kabuğu gibidir. Zahirde olan emirlere, yasaklara uyan ne kazanırsa, bâtına uyan kimse, bunları zahmetsizce kazanır. İbadet yaparak sıkıntı çekmesine lüzum kalmaz” derler.

Allahü teâlânın emirlerine uydurma manalar verirler. Abdest almak, imamı sevmektir, namaz kılmak, Peygamber demektir. Çünkü, Kur’ân-ı kerimde, Ankebut suresi 45. âyetinde meâlen;

(Namaz, insanı kötü, çirkin şeylerden alıkor) buyuruldu. Bu âyet-i kerime, Peygamberi göstermektedir, derler. Cünüp olmak, gizlemek lazım olan şeyleri, yabancılara duyurmak, gusül, yeniden söz vermek, zekât, din bilgisi ile, nefsi temizlemektir derler.

Cennet, ibadet zahmetlerinden kurtulmak, Cehennem de, haramlardan kaçınmanın ateşidir gibi akla ve dine sığmayan saçmalıklar söylerler.

Nizâmülmülk ile şair Ömer Hayyam'ın talebelik arkadaşı olan Hasan Sabbah, m. 1081 yılında Rey şehrinde İsmailiyye devletini kurunca, kendine "zamanın imamı" deyip, Ehl-i sünneti, zorla kendi fırkasına soktu. Kendisi ve devletinin sonu olan m. 1255 senesine kadar gelen adamları, inanışlarını, devrimlerini kabul ettirmek için, pek çok zulüm, işkence yaptılar. Doğru yolu söyleyen Ehl-i sünnet âlimlerini zindanlarda çürüttüler, şehit ettiler.

Cahillere kitap okumayı, kültürlü olanlara da, eski kitapları okumayı yasak ederler. Böylece bozuk yolda olduklarını, kötülüklerini örtmek isterler. Eski Yunan felsefesini severler. Din bilgileri ile alay ederler.

Bunların bir ismi de "Karâmita"dır. Çünkü, Bağdat civarında, Vasıt köyünden çıkan Hamdân Kurmut isminde biri, m. 891 yılında Karâmita devletini kurdu ve Ehl-i sünnete çok işkence yaparak Müslümanları İsmailiyye fırkasına sokmaya zorladı. Necit'te yerleştiler. M. 929 yılında reisleri olan Ebû Tahir, Mekke'yi basıp binlerce hacıyı kesti. Hazineyi ve evleri yağma etti. Hacer-i esvedi yerinden söküp, başşehirleri olan Basra civarındaki Hecr şehrine götürdüler. Bu mübarek taş, yirmi iki sene Karâmitîlerin elinde kaldı. Devletleri h. 328 yılında yıkılarak, Müslümanlar büyük bir beladan kurtuldu.