"Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!.."

28/12/2020 Pazartesi Köşe yazarı V.T

“Âdem aleyhisselâm: Yâ Rabbî! Muhammed aleyhisselâmın hakkı için beni bağışla."

 

Ebû Şüca' İsfahânî hazretleri Şafiî fıkıh âlimidir. Aslen İsfahanlı olup 434 (m. 1042)’de Basra'da doğdu. Tahsilini tamamladıktan sonra kırk yıldan fazla Şafiî fıkhı okuttu. Bir süre Basra kadılığı yaptı. 533 (m. 1139)’da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Tevessül, ihtiyâç sahibinin Allahü teâlâdan, Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve selem) hürmetine, O’nun Allahü teâlâ katındaki hürmetine veya O’nun bereketiyle Allahü teâlâdan istemesidir. Ömer bin Hattâb’ın (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah şöyle buyurdu: 

“Âdem aleyhisselâm zelleyi itirâf edince; 'Yâ Rabbî! Muhammed aleyhisselâmın hakkı için beni bağışla' dedi. Allahü teâlâ; 'Ey Âdem! Sen Muhammed aleyhisselâmı nereden biliyorsun! Ben henüz O’nu yaratmadım' buyurdu. Bunun üzerine Âdem aleyhisselâm; 'Şuradan biliyorum ki, sen beni yed-i kudretinle yaratıp bana rûh üflediğin zaman, başımı kaldırıp, Arş üzerinde (La ilahe illallah Muhammedün Resûlullah) yazılmış olduğunu gördüm. Bildim ki, sen, hiç kimsenin ismini, şerefli isminin yanında getirmezsin. Ancak en sevdiğin kulunun ismini getirirsin' dedi.

Bunun üzerine Allahü teâlâ; (Ey Âdem! Doğru söyledin. O, bana halkın en sevgilisidir. Mademki O’nun hürmetine benden mağfiret istedin, gerçek olarak ben de seni affettim. Eğer Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım) buyurdu."

Tevessül, istigâse, teşeffü’ ve teveccüh’ün manâları arasında fark yoktur. Çünkü Allahü teâlânın duâyı kabul etmesi için, Resûl-i ekrem vesile yapılıyor. Burada maksâd; kulun, Allahü teâlâ katında kesin olarak derecesi ve kıymeti olduğuna inandığı kimseyi vâsıta ederek istemesidir. Şüphesiz, Resûlullahın Allahü teâlânın katında çok yüksek derecesi vardır. Âdette bile durum böyledir. Bir kimsenin diğer bir kimsenin yanında kıymet ve derecesi çok olursa, onun hiçbir sözünü reddetmez. Hattâ başka birisi, onun ismini söyleyerek o kimsenin yanına gittiği zaman, onun isteğini, ismini veya selâmını getirdiği o şahsın hatırı için yerine getirir. Hâlbuki ismini veya selâmını getirdiği şahıs orada mevcut değildir... Yaratılmadan önce Resûlullah ile tevessül etmek de böyledir. Burada sâdece Allahü teâlâdan istenmekte, duâ yalnız Allahü teâlâya yapılmaktadır. Sevilen ve kadr-ü kıymeti yüksek olan kimseyi zikretmek, yapılan duânın kabûlüne vesile olmaktadır.