Fayda ve zarar veremeyen kim?

Fayda ve zarar veremeyen kim?

Sual: Bir reformist, (Allah'ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar) mealindeki âyetleri delil göstererek, (Medet yâ Resulallah, medet yâ Abdülkadir-i Geylanî demek şirktir, üstelik bunlar ölüdür. Peygamber de olsa, ölü olan, kimse yardım edemez. Yardım istenen zatlar, diri olsaydı, gücü yetseydi yardım eder, hapisteki hocayı oradan çıkarırdı) diyor. Enbiya ve evliya ölü müdür?
CEVAP
Reformistin görüşleri reformdan daha ötedir. Maksadı dînî inançları yıkmaktır. Burada birkaç yanlış var:
1- Âyet-i kerimelerde (Putlara ibadet etmeyin!) deniyor. (Resulümden, evliyamdan, yardım istemeyin!) denmiyor.

2- Diriye de yardım ettiren Allah'tır. (Allah diriye yardım ettirir, ölüye yardım ettiremez) demek küfürdür. Allahü teâlâ ölülere kuvvet vermekten âciz değildir.

3- (Ölü peygamber size fayda ve zarar vermez) demesi de çok yanlıştır. Âyet-i kerimelerde, (Fayda ve zarar vermeyen şeyler) diye bildirilenler, putlardır. Bu husustaki birçok âyetten birkaçının meali:
(Allah’ı bırakıp da, size fayda ve zarar veremeyen şeylere mi tapıyorsunuz?) [Maide 76]

(Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine fayda ve zarar veremeyen putlara taparlar: “Bu putlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler.) [Yunus 18] (Burada, şefaatçi olamayan, fayda ve zarar veremeyen, enbiya ve evliya değil, putlardır.)

(Allah'tan başka ibadet ettikleriniz [taptıklarınız], sizin gibi yaratıktır. Eğer sözünüzde [davanızda] doğruysanız, onları çağırın da size cevap versinler. Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var? Taptıklarınız, kendilerine yardım edemez ki size yardım etsin.) [Araf 194,195, 197] (Tapılan şey put ki, eli, ayağı, gözü kulağı var mı deniyor. Enbiya ve evliya hâşâ put değildir.)

(Sakın puta tapanlardan olma! Allah’tan başkasına, sana fayda ve zarar veremeyen şeylere yalvarma!) [Yunus 106] (Putlara tapma, Allah'a ibadet et deniyor.)

(Görmüyorlar mıydı ki, o şey [buzağı heykeli] onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve fayda verebilirdi?) [Taha 89]

(İbrahim dedi ki: Öyleyse, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye [puta] hâlâ tapacak mısınız?) [Enbiya 66]

Bütün âyetlerde fayda ve zarar vermeyen şeylerin putlar olduğu, putlara ibadet edilemeyeceği açıkça bildiriliyor.

Allah’ın kudreti olmadan, dirinin yardım edeceğine inanıp da, ölünün yardım edemeyeceğine inanmak şirk olur. Dirinin yardım edeceğine inanıp da, Allah’ın kudretiyle ölünün yardım edeceğine inanmamak da, Allah’ı âciz kabul etmek olacağı için küfür olur. Hâlbuki Allahü teâlâ her şeye kadirdir. Diriye de, ölüye de yardım ettiren Odur. Ölüden diri, diriden ölü yaratır. (Âl-i İmran 27)

Abdülhak-i Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
İnsan ölünce ruhunun ölmediği âyet ve hadisle sabittir. Ruh şuur sahibidir, ziyaret edenleri tanır. Velilerin ruhları, diri iken de, öldükten sonra da, yüksek mertebededir. Keramet sahibi olan ruhlardır. Ruh, insanın ölmesiyle ölmez. Kerameti yapan, yaratan, yalnız Allahü teâlâdır. İnsan diri iken de, ölü iken de bir şey yaratamaz. Ancak Allahü teâlânın yaratmasına vasıta, sebep olmaktadır. (Mişkat)

Şihabüddin-i Remlî hazretleri buyuruyor ki:
Enbiya ölünce mucizeleri, evliya ölünce de kerametleri kesilmez. Peygamberlerin mezarda diri olup namaz kıldıkları, şehitlerin de diri oldukları, kâfirlerle savaşırken yardım ettikleri hadis-i şeriflerle bildirildi. (Şevâhid-ül-hak)

Mevlana Abdülhakim-i Siyalkütî hazretleri buyuruyor ki:
Ölü yardım eder. Dua eden, vefat etmiş evliyadan yardım isteyen, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vasıta yapmakta, (Ey Allah’ın veli kulu, bana şefaat et! Allahü teâlânın dileğimi ihsan etmesi için vasıta ol!) demektedir. Dileği veren yalnız Allahü teâlâdır. Veli, sadece vesiledir, sebeptir. (Zad-ül-lebib)

Allah yolunda ölenler yani peygamberler ve şehitler ölmez. Bir âyette mealen, (Fî-sebîlillah [Allah yolunda] öldürülenlere ölü demeyin! Bilâkis onlar diridir, ama siz bunu anlayamazsınız) buyuruluyor. (Bekara 154)

Demek ki, can çıkmakla insan ölmüyor, ruhu bedenden ayrılıyor. Beden çürüse de, ruh işitiyor, iş yapıyor. Hazret-i Hızır’ın ruhunun iş yapması, yardıma koşması da böyledir. Allahü teâlâ, (Allah yolunda ölenlere ölü demeyin!) buyururken, Vehhâbîlerin, Selefîlerin, Resulullah'a ölü demesi, Kur'ana da inanmamak olur. Allah yolunda ölenlere şehitler de dâhildir. Peygamberler, elbette şehitlerden üstündür.

Fâtiha sûresindeki, (Yalnız senden yardım isteriz) mealindeki âyet-i kerime, ölünün de, dirinin de bir şey yapmasına tesir eden kudretin, sadece Allahü teâlâ olduğunu gösterir. Mesela acıkan kimsenin, hiçbir sebebe yapışmadan, (Yâ Rabbî, beni doyur) demesi, bu âyete uygun değildir, çünkü Cenab-ı Hak, doyurmak için yemek yemeyi sebep kılmıştır. Rabbimiz, yemek yemeden de doyurur, fakat yemek yenmesini sebep kılmıştır. (Yalnız senden yardım isteriz) diyen kimsenin fırıncıya gidip, (Bana ekmek ver!) diye ondan yardım istemesi, Allahü teâlânın emrettiği sebeplere yapışmak olur. Ölü veya diri evliya zatlardan yardım istemek de, sebeplere yapışmaktır. Cansız ilaca şifa özelliğini veren, dirinin yardım etmesine kuvvet veren Allahü teâlâ, kabrinde diri olan bir peygambere veya evliya zata yardım etme kuvvetini vermekten âciz midir?

Reformcu, laf ebeliği yapıp, (Peygamber ve Abdülkadir Geylânî ölü olduğu için yardım edemiyor, diri olsaydı yardım eder, hapisten hocayı çıkarırdı) diyor. Peki, sen Allah’a dua ediyorsun da, maksadına niye kavuşamıyorsun? Hâşâ Allah da mı ölüdür? Allahü teâlâ, niye yardım etmiyor, hocayı niye senin duanla hapisten çıkarmıyor? Allahü teâlâya dua edip de kabul olmuyorsa, bir sebebi var elbette. Aynı sebep öteki için niye düşünülmüyor?