Kalplerin kararmasının sebebi

22/11/2020 Pazar Köşe yazarı O.Ü

“İslamiyet nurlarının kalplerden ayrılıp, kalplerin kararmasının dört sebebi vardır."

 

 

Sual: Zamanımızda din adamı çok olmasına rağmen kalplerin kararmasının sebebi ne olabilir?

Cevap: Bu konuda Muhammed bin Fadl Belhî hazretleri buyuruyor ki:

“İslamiyet nurlarının kalplerden ayrılıp, kalplerin kararmasına dört şey sebep oldu. 1-Bildikleri ile amel etmemek. 2-Bilmeyerek yapmak. 3-Bilmediklerini öğrenmemek. 4-Başkalarının öğrenmelerine mâni olmak.”

Bazı âlim geçinen din adamları, dini, ilim adamı, din adamı, âlim tanınmak ve mala, makama kavuşmak için öğreniyorlar. Din adamı olmayı, geçime ve siyasete vasıta yapıyorlar. Din bilgilerini amel etmek için öğrenmiyorlar. İsimleri din adamıdır, gittikleri yol ise, cahillerin yoludur. Allah rahimdir, affı sever diyerek, büyük günah işliyorlar. Akıllarına, keyiflerine göre hareket ediyorlar. Başkalarının da böyle yapmalarını istiyorlar. Kendilerine uymayan hakiki Müslümanları kötülüyorlar. Kendilerinin, doğru yolda olduklarını, huzura kavuşacaklarını zannediyorlar. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından derlenmiş olan doğru kitapları okumuyorlar, çocuklarına da okutmuyorlar. İçleri kötü, sözleri yaldızlı ve yalandır. Her gün başka şekle girerler. İnsanların yüzlerine gülerler, arkalarından kötülerler. Bidat karışmamış olan doğru kitapların okunmasına mâni olurlar. Bu kitapları okumayın, bozuktur derler. Bunları neşredenleri ve okuyanları tehdit ederler. Mezhebsizlerin zararlı kitaplarını, yaldızlı reklamlarla överler. İslamiyet bilgilerine hakaret ederler. Kısa akılları ile yazdıkları şeyleri ilim ve fen diyerek gençlerin önüne sürerler.

Hâlbuki, İslam âlimleri ve tasavvuf büyükleri hep İslamiyete yapışmışlar ve yüksek derecelere kavuşmuşlardır. Bunlara dil uzatanların din cahili oldukları anlaşılır. Bu cahillerin yaldızlı sözlerine aldanmamalıdır. Bunlar, din hırsızlarıdır. Saadet yolunu kesici zındıklar veya mezhepsizlerdir.

Sual: Bir kimse, başkasının yerine namaz kılabilir mi?

Cevap: Ni'met-i islâmda buyuruluyor ki:

“Akil, bâliğ olan her Müslümanın her gün beş vakitte namaz kılması farzdır. Kimse, kimsenin yerine namaz kılamaz. Kıldığı namazın ve başka ibadetlerinin sevabını, diri veya ölü başkalarına hediye edebilir. Kendine verilen sevap kadar onların her birine de sevap verilir. Kendi sevabı hiç azalmaz.”