"Sen üzülme hanım"

27/06/2020 Cumartesi Köşe yazarı A.U

İran evliyâsından Ebû Bekr Tamistânî hazretleri, 951'de Nişâbur’da vefât etti.

Dâima insanlara faydalı olurdu.

Sıkıntısını giderirdi herkesin.

Zîra kula hizmeti, 'ibâdet' biliyordu.

Kendi menfaatini düşünmezdi.

Hanımı, bu hâli görüyordu.

Ve acıyordu kendisine.

Nihâyet sordu bir gün:

“Efendi, ne bu hâlin senin?”

“Ne olmuş hâlime?”

“Ne bileyim, nasıl söyleyeyim?”

“Söyle hâtun.”

“Çok yoruyorsun kendini.”

“Evet, ama Allah için yoruluyorum. O’nun kullarını ferahlatmak ibâdettir hanım.”

Kadıncağız dedi ki:

“İyi ama çok yoruluyorsun.

“Biraz da, dinlen diyorum.”

Mübârek buyurdu ki:

“Sen üzülme hanım.

Elbet dinleneceğim”

“İyi de, ömür bitti Efendi.

Ne vakit dinleneceksin?”

Cevap üç kelimeydi:

“İnşallah teneşir tahtasında.”

● ● ●

Bir gün dostları sordu Ona:

"İhlâsın alâmeti nedir efendim?"

Cevâbında;

"İhlâslı bir Müslümanı methetseler, hiç sevinmez. Çünkü onun, insanlarla işi yoktur. Onun işi Allah iledir. Yalnız Allah'ın rızâsını düşünür. Onu kazanmaya bakar. Her işini, Allah emrettiği için yapar ve sevâbını da Ondan bekler" buyurdu.