Resulullah’ı küçültüyor

Resulullah’ı küçültüyor

Reformcu diyor ki:
(Kelime-i şehadetteki, “Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Resulühü” demek, artık vahiy gelmeyecek, insanlığın aklı kemale erdiği için Kur’anı kolayca anlayacak, gerekli yorumlar yapacak ve hayatına uygulayacak demektir. Yoksa eski âlimlerin zannettikleri gibi, peygamberi övmekle hiç alakası yoktur. Onun faziletinden bahsetmek değildir. Peygamberi sevmek de değildir. Hele şefaat istemek, hiç değildir. Ona, ailesine dua etmek, salevat getirmek değildir. Peygamberin özelliklerini ortaya çıkarmak da değildir. Tasavvufçular gibi, her şey onun hürmetine yaratıldı gibi asılsız iddia da değildir. Zaten bunların dinde yeri yoktur.)
CEVAP
Vehhabi bile Resulullah’ı bu kadar kötüleyemez. Bu sözler onun reformculuktan da öte, art niyetler beslediğini göstermektedir. Koskoca kitabında Resulullah’ı övücü bir şey olmadığı gibi, âlemlere rahmet oluşu da gizlenmiştir. Bir âyet-i kerime meali:
(Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

Bu âyet nasıl inkâr edilebilir ki? Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allah beni hidayet ve âlemlere rahmet olarak gönderdi.) [Ebu Nuaym]

Bir Peygamber için, âlemlere rahmet olmak ne büyük fazilettir. Başka hangi peygamber için böyle bir şey bildirilmiştir? Bu rahmeti gizlemek veya inkâr etmekteki art niyeti ne olabilir?

Peygambere salevat getirmek ibadet değildir deniyor, salevat getirmek kötüleniyor. Hâlbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah ve melekleri, Nebiye salât ediyor. Ey iman edenler, siz de salevat getirin!) [Ahzab 56]

Her namazda salli barik okumuyor muyuz? Salli barikler, salevat değil midir? Yani bunlar, Resulullah’ı övmek, ona dua etmek değil midir? Âl-i Muhammed denilerek, onun ailesine dua etmek değil midir? Her nedense, mezhepsizler Resulullah’ın bu üstünlüklerini kabul edemiyorlar.

Âdem aleyhisselam, Arş’ta gördüğü nurun mahiyetini sorunca Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.) [Mevahib-i ledünniyye]

Yine hadis-i kudsilerde buyuruluyor ki:
(Ey Resulüm, İbrahim’i halil [dost], seni de habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için, dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.) [Mevahib-i ledünniyye]

(Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismiyle, her ne isteseydin kabul ederdim, O olmasaydı, seni yaratmazdım.) [Hâkim, Beyheki]

(Ya Âdem, onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım.”) [Taberani]

(Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır. Mektubat’ın Farsça haşiyesinde, bu hadisin Deylemi’nin Firdevs’inde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir. Mektubat-ı Rabbani’nin 3. cildinde, (Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım) ve (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim) kudsi hadisleri de bildirilmektedir.

Miracda Allahü teâlâ Resulullah’a, (Senden başka her şeyi, senin için yarattım) buyurunca, Resulullah da, (Ben de, senden başka her şeyi senin için terk ettim) dedi. (Mirat-i kâinat)

Âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler gösteriyor ki, Resulullah efendimiz bütün peygamberlerden üstündür. Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruluyor. (Hatib)

Peygamberlerin ve insanların en iyisi, en üstünü olan Muhammed aleyhisselamın şanını lekeleyici sözler söyleyen kimseye, nasıl Müslüman denir ki?

Yazarın, İngiliz yetiştirmesi İkbal’i, mason Efgani’yi ve diğer mezhepsizleri övdüğü kadar Resulullah’ı övmemesinin sebebi ne olabilir?

Resulullah’a saldırı
Reformcu keramete inanmıyor. Mucizeleri açıktan inkâr edemiyorsa da, ters bakarak diyor ki: (Gelenekçi âlimler, Peygamberi öyle yüceltiyorlar ki, yüzlerce mucizesi görüldü diyerek, âdeta mucize peygamber gibi gösteriyorlar. Onun da bir insan olduğu dikkate alınmıyor, günah işlemediği söyleniyor, beşer üstü bir dereceye yükseltiliyor.)
CEVAP
Gelenekçi demekle İslam âlimlerine hakaret ediliyor. Peygamber efendimizi yücelten İslam âlimleri mi, yoksa Allahü teâlâ mı? Mucizeyi yaratan Allahü teâlâ değil mi? Resulullah’ın çok mucize göstermesini tenkit etmek Allahü teâlâya saldırmaktır. Kim ne demiş de, beşer üstü gösterilmiştir? Bu tamamen iftiradır. Mucizelerinden bahsetmek beşer üstü mü göstermek olur? Bütün din kitaplarında, mucizeleri Allahü teâlânın yarattığı bildiriliyor. Âlimler değil, sıradan bir Müslüman bile, mucizeyi Peygamberlerin yaratmadığını bilir.

Resulullah efendimiz beşer, ama seyyid-ül beşerdir, bütün kâinatın efendisidir, âlemlere rahmettir. Cihanda, yaratılmışların içinde, eşi benzeri yoktur. Allahü teâlâ, ona sayısız mucizeler vermiştir. Bin tane mucizesi görüldüğü muteber eserlerde yazılıdır.

Resulullah’ın mübarek parmağıyla işaret edince, ayın ikiye bölünmesi, taşların, ağaçların kendisiyle konuşmaları ve kendisiyle beraber gitmeleri, hayvanların konuşmaları, az yemekle çok kimselerin doyurulması, mübarek parmakları arasından su akması, mesciddeki hurma kütüğünün inlemesi, işaretiyle putların yere düşmesi, körlerin gözünü açması, pek çok hastalıkları iyi etmesi, geçmişte ve gelecekte, kimsenin bilmediği şeyleri haber vermesi ve bunlara benzeyen daha nice mucizeleri vardır. (İsbat-ün-nübüvve)

(Mucize peygamber) tabiri de çok tuhaf! Her peygamber mucizeyle gönderilir. Mucizeyi ayıp bir şey gibi göstermek çok çirkindir. Evliyadan keramet görülmesi şart değildir, ama Peygamberlerin mucize göstermesi şarttır. Hangi peygamberin mucizesi görülmedi ki?

Günah işlediğini söylemesi de dehşet vericidir. Sadece bizim peygamberimiz değil, hiçbir peygamber günah işlemez, çünkü Peygamberliğin yedi vasfı vardır: 1- Emanet, 2- Sıdk, 3- Tebliğ, 4- Adalet, 5- İsmet, 6- Fetanet, 7- Emn-ül azl. Bunlardan ismet, küçük veya büyük, hiçbir günah işlememek demektir. (İtikadname)

Peygamberlerin hepsi de küçük, büyük günahlardan ve çirkin hallerden beridir, fakat onların sürçmeleri yani zelle vaki olmuştur. (Fıkh-ı ekber)

Bu sürçmelere, zelle denir. Zelle, doğrular içinde en doğruyu bulamamak demektir. Zelle, günah demek değildir. Bir işi, kasıt olmadan, en güzel şekilde yapmamak demektir. Güzeldir, fakat en güzeli değildir.

Hadis rivayetlerine saldırı
Reformcu yazar diyor ki:
(Mitolojik vasıflı, efsanevi hadis rivayetleriyle anlatılan olayların, kurgu filmlerinden hiç farkı yoktur.)
CEVAP
Hadis-i şeriflere de olan düşmanlığı, reformcunun çirkin yüzünü sergilemektedir.