Övülmekten hoşlanmak!..
08/01/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları,
tarafından beğenilmek, takdir görmek nefsin en çok hoşuna giden şeydir...
İnsanlar övülmek hususunda dört kısma ayrılır: Birincisi;
övülmekten hoşlanır, kötülenmekten üzülür. Bunu açıkça belli eder. Kendisini
methedeni mükafatlandırır, teşekkür eder. Zemmedenden hoşlanmadığını; ya
hareketleri ile veya sözleri ile belli eder. İnsanların çoğu bu kısımdadır...
Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir
görmek nefsin en çok hoşuna giden şeydir...
İkinci
kısım: Methedilmekten hoşlanır, zemmedilmekten üzülür; ama, bunu
belli etmemeye çalışır, gizli kalmasını ister, utanır. Açıkça olmasa bile
içinden onu methedene dua eder, diğerine ise bedduâ etmese bile dua da etmez.
İnsan yaptığı işlerden, konuştuğu sözlerden takdir görüp görmediğinden tereddüt
eder, övülünce bu tereddüdü geçer ve dolayısı ile zevk alır.
Bu durum insana tatlı gelse de, kendisini korkunç tehlikelere
attığını fark edemez. Şöyle ki; bütün gayretini insanların gönüllerini
kazanmaya verir. Kendini sevdirmek ve takdir kazanmak için riyâ yapmakla ömrünü
geçirir. Söz ve hareketlerinde halkın gözüne girmek için elden gelen
yaltakçılığı yapmaktan geri durmaz.
Üçüncü
kısım: Onu methedenle kötüleyen aynıdır. İnsanların görüşüne pek
fazla önem vermez. Önemli olan Rabbimizin yanında iyi olmaktır. Bunu elde
etmeye çalışır.
Birine bir suç isnat edilse; hâkimin nazarında o kişi suçsuzdur,
fakat bütün şehir halkı, "o suçu o işlemiştir" deseler, ne kıymeti
var. Hâkim, onu beraat ettirir, elini kolunu sallaya sallaya evine döner.
Aksini düşünelim; Hâkimin nazarında (yaptığı incelemeler ve araştırmalar
sonucu) suçlu olduğu kanaâti hasıl olsa yine bütün şehir halkı deseler ki;
"hayır o yapmamıştır, o böyle şeyler yapmaz." Yine bir kıymet ifade
etmez. Basar cezayı, takarlar kelepçeyi eline ve hapishaneyi boylar... Bir
hâkimin kararı bu kadar önemli oluyorsa, bütün kâinatı yoktan var eden ve
dilediği anda da yok etmeye muktedir olanın kararı nasıl önemli olmaz!..
Dördüncü
kısım: Methedilmekten hoşlanmaz, zemmedilmekten ise memnun
olurlar. Çünkü, övülmek insanı kibre sevk eder, iki büyük düşmanı olan nefis ve
şeytanı sevindirir. Akıllı adam düşmanlarını sevindirir mi?
Üstelik, günâhlarımıza nisbeten zaten az olan sevaplarımızı
kibirlenmekle bitiririz. Şeytan, bir adamın peşine takılır, fakat ona hiçbir
günâh işletemez. Bir gün insan suretinde o adama gelir ve kendisini tanıtır,
şeytan olduğunu söyleyince adam kızarak, "bana niçin geldin?" diye
sorar. O da; "Seni tebrik etmek için geldim... Yirmi senedir peşindeyim,
bütün imkânlarımı kullandım fakat sana bir tek günâh bile işletemedim"
deyince adam kibirlenerek; "Ee, sen beni ne zannettin?" der. Şeytan,
yirmi senede yapamadığını yapmıştı, adamı bu yolla yenebilmişti, sevinerek
uzaklaştı...
Böyle bir tehlike ile karşılaşmamak için dikkatli olmalıyız.
Bizi methettiklerinde şöyle düşünmeliyiz: "Bu adam beni tanımıyor,
yaptığım kötülüklerden haberi yok, bilseydi beni övmezdi..." İkinci bir
husus, bizi methettikleri şeyin kendimizden olmadığını düşünmeliyiz.
"Bunlar bende varsa da, Rabbimin ihsanıdır, onun vergisidir" demeli.
Böylece kibir tehlikesinden kendimizi korumaya çalışmalıyız...


