O, duâsı kabul olan mübarek bir zat idi...
24/03/2026 Salı Köşe yazarı V.T
"Ebü'l-Ferec Makdisî hazretlerini
ziyârete gidelim. İnşâallah bize duâ buyurur da kurtuluruz..."
Ebü'l-Ferec Makdisî hazretleri evliyânın büyüklerindendir.
Ayrıca Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, tefsîr, hadîs ve usûl-i fıkıh
ilimlerinde meşhûr âlimdir. Urfa’da Harran'da doğmuş olup, 1093 (H.486)
senesinde Şam'da vefât etti. Bağdat ve Şam'a giderek zamânın en büyük
âlimlerinden Hanbelî fıkhının ince bilgilerini öğrenmiş ve büyük fıkıh âlimi
oldu.
Devlet adamlarından bâzıları, doğru sözlülüğü ve hakîkati beyânı
sebebiyle ona düşmanlık ediyor, eziyet veriyorlardı. O da bunların işini Allahü
teâlâya havâle edip, duâ etti...
Bir gün vaaz ederken, oradakilerden biri aşka gelerek, bir nâra
attı ve oracıkta vefât etti. Buna herkes şâhid oldu. Ebü'l-Ferec'in üstünlüğü
ve vaaz etmekteki ilim ve mârifeti her yere yayıldı. Kendisine muhâlif olanlar;
"Nasıl bir iş yapalım ki, bizim de meclisimizde biz konuşurken bir kimse
ölsün. Şimdiye kadar hiç kimse bizim meclisimizde aşka gelip ölmedi" dediler.
Garip bir adam buldular, ona on dirhem para verip; "Sen meclisimizde
bulun. Meclis tamam olduğu zaman büyük bir nâra at, sonra hiç konuşma ve
hareket etme. Biz senin için, öldü, deriz. Sonra seni bir eve götürürüz,
geceleyin de bu şehirden çıkar başka bir yere gidersin" dediler. Aynı
konuştukları gibi yaptılar. O kimse müthiş bir nâra attı ve düştü. Onlar da
öldü diyerek bir eve taşıdılar. O eve bir zât geldi. Bu ölü gibi görünmek
isteyen kimsenin sağına-soluna dokundu ve canını acıttı. Hîlekâr kimse, canı
yanınca acıyla bağırdı. "Aaa! Yaşıyor, yaşıyor!" diye bağrıştılar.
Orada bulunanları bir gülme aldı ve böylece ehli olmadığı hâlde evliyâ ve
rehber geçinen sahte kimselerin hîleleri anlaşıldı.
Nâsıh, Şeyh Muvaffaküddîn el-Makdisî'nin şu sözlerini nakletti:
Biz hepimiz, Ebü'l-Ferec Makdisî hazretlerinin bereketlerine kavuştuk.
Kudüs'ten Bağdat'ı teşrif ettiği zaman, geldiğini haber alan Müslümanlar, onu
akın akın gelip ziyâret ettiler. O zaman dedem Kudâme, kardeşine; "Gel bu
zâtı ziyârete gidelim. İnşâallah bize duâ buyurur da kurtuluruz" dedi.
Ebü'l-Ferec'i ziyârete gittiler. Evvelâ söze Kudâme başlayıp; "Efendim!
Allahü teâlânın, Kur'ân-ı kerîmin hıfzını bana kolaylaştırması için duâ
buyurmanızı ricâ ediyorum" dedi. Ebü'l-Ferec de ona duâ buyurdu. Kardeşi
bir şey istemedi ve eski hâli üzerinde kaldı. Kudâme ise, Kur'ân-ı kerîmi
kolayca ezberledi ve Ebü'l-Ferec hazretlerinin duâsı bereketiyle büyük
hayırlara kavuştu.


