"Bir günah işlediğinde hemen tövbe et..."
01/05/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
"Ben Rabbimin emrine
niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim, diye pişmanlık duy!"
Ahmed Kâdirî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1514
(H.920) senesinde Şam'da doğdu. 1596 (H.1005) senesinde orada vefât etti.
Bedrüddîn Gazzî'nin hadîs derslerinde kemâle geldi. Baba ve dedeleri, âlim,
ârif ve evliyâdandı. Babasının vefâtından sonra, yerine geçip, insanlara ilim
ve edeb öğretmekle meşgûl oldu. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Allahü teâlâ hadîs-i kudsî'de; "La ilâhe illallah benim
kal'amdır. Kim benim kal'ama girerse, azâbımdan emîn olur" buyuruyor. Lâ
ilâhe illallah Allahü teâlâyı bildiren yüce bir sözdür. Kim onu kendine kal'a
edinirse ebedî saâdeti ve nîmetleri elde eder. Kim bu mübârek, kelimeyi
kendisine kal'a edinmezse, ebedî azâba uğrar. Fakat insanlar Lâ ilâhe illallah
kelimesinden uzaklaştılar. Onlarda sadece dilin kelime-i tevhîdi söylemesi
kaldı. Böylece insanlar sâdece kal'ayı söylemiş oldular. Nasıl ki ateşin ismini
söylemek insanı yakmadığı, suyun ismi insanı boğmadığı, kılıcın ismi insanı
kesmediği gibi, kal'anın ismi de insanı düşmandan korumaz. Bunlar gibi Kelime-i
tevhîdin sâdece lafzını söyleyip, mânâsından haberdâr olmamak da insanı âhiret
azâbından korumaz. Görülmüyor mu, insanlar Lâ ilâhe illallah diyor, fakat
nefsinin arzu ve isteklerine, paraya ve dünyâya tapıyor! Yarın kıyâmet gününde
Allahü teâlâ; "Ey kulum! Olmayan şeyi niçin söylüyorsun?" buyurup,
"Yalan söyledin" deyince ne cevap vereceksin? Hâlbuki sen, dünyâ
malına ve paraya kulluk ediyorsun. Ey insanoğlu! Niçin lezzeti ilâhî yerlerde
aramıyorsun? Hâlbuki bütün her şey Allahü teâlânın elindedir. O, bütün bu
mülklerin sâhibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Âlemde, ancak O'nun
dilediği ve O'nun irâde ettiği şey olur. Onun için, O'ndan başkasıyla lezzet
alma. Rahmetinden ümit kesme. Çünkü O'nun rahmetinden, ancak kâfirler ümit
keserler. Lâ ilâhe illallah öyle bir kelimedir ki, Allahü teâlânın
vahdâniyetini tanımayı sağlar. Onun meyvesi, Allahü teâlânın bir olduğunu
ikrârdır.
Birgün kendisine "Günah işlendiğinde, yapılacak en faydalı
iş nedir?" denildiğinde "Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu
gözünün önüne getirip, ölünceye kadar, ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim,
niçin bu günâhı işledim? diye pişman olup, bir daha, öyle bir günaha
dönmemesidir" buyurdu. İşte bu, tövbe-i nasûh, yâni bir daha günaha
dönmemek üzere yapılan tövbedir.


