İmâm-ı a'zamın ilmi gibi takvası da çoktu

02/01/2019 Çarşamba Köşe yazarı O.Ü

İmâm-ı a'zam hazretleri, ellibeş kere haccedip, birkaç yıl Mekke'de kaldı...
 
Sual: İmâm-ı a'zam Ebu Hanife hazretlerinin ilmi gibi, haramlardan sakınması da çok fazla mı idi?
Cevap: İmâm-ı a'zam hazretlerinin takvası o kadar çoktu ki, otuz yıl, oruç tutması haram olan beş günden başka her gün oruç tuttu. Çok kere, bir veya iki rekatte bütün Kur’ân-ı kerîmi okurdu. Bazen de, yalnız bir azab veya rahmet âyetini namazda veya namaz dışında tekrar tekrar okuyup, hıçkıra hıçkıra ağlar, sızlardı. Hanefi mezhebinde, namazda Allah için ağlamak namazı bozmaz. İşitenler, hâline acırdı. Muhammed aleyhisselamın ümmeti içinde, bir rekat namazda bütün Kur’ân-ı kerîmi hatim etmek, yalnız Osman ibni Affân, Temîm-i Dârî, Sa'îd bin Cübeyr ve İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerine nasip olmuştur.
Kimseden hediye kabul etmezdi. Fakirler gibi giyinirdi. Bazen de, Allahü teâlânın nimetlerini göstermek için, çok kıymetli elbise giyerdi. Ellibeş kere haccedip, birkaç yıl Mekke-i mükerremede kaldı. Yalnız ruhu kabz olunduğu, vefat ettiği yerde, zindanda, yedi bin kere hatm-i Kur'ân okumuştu. “Ömrümde bir kere güldüm. Ona da pişmanım” demiştir. Az söyler, çok düşünürdü. Bazı din konularında, talebesi ile münazara, konuşma yapardı. Bir gece, yatsı namazını cemaat ile kılıp çıkarken, bir ayağı kapının dışında, bir ayağı daha mescitte iken, bir konu üzerinde, talebesi İmam-ı Züfer ile sabah ezanına kadar konuşup, ikinci ayağını dışarı çıkarmadan, sabah namazını kılmak için, yine mescide girmiştir. Hazret-i Ali; “dört bin dirheme kadar nafaka caizdir” buyurdu diyerek, kazancının dört bin dirheminden fazlasını fakirlere dağıtırdı.
           ***
Sual: Küçükken çocuklara İslâmiyet öğretilince, büyüdüklerinde, ergenlik çağına girince de bunların Müslümanlığı devam etmiş olur mu?
Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:
“Kız çocuğu küçükken; anasına, babasına tabi olarak Müslümandır. Büluğa erince, anasının, babasının dinine tabi olması devam etmez. İslâmiyeti bilmeyerek büluğa erince, mürted olur. İmanın şartlarını öğrenip ve İslâmiyete uymak lazım olduğuna inanmadıkça, Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah dese de, Müslümanlığı devam etmez. Âmentü billâhi’de bulunan altı şeyi öğrenip, bunlara inanması ve Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını kabul ettim demesi lazımdır.”