Gençliğin kıymetini bilmelidir...
15/02/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Gençlik çağı, güç ve kuvvetin yerinde ve
insanın en dinç olduğu zamandır. İbadet ve hayırlı işler yapmak için en
kıymetli vakittir.
İnsana verilen nimetler içinde bazıları vardır ki, değeri ancak
kaybedildiğinde anlaşılır. Bunlardan biri gençliktir. Zira bu dönem, hem
bedenin hem iradenin en güçlü olduğu, kulluğun ve hayır hasenatın en iyi
şekilde yapılabildiği zamandır.
Gençlik; nefsin kaynadığı, nefsin arzu ve isteklerinin güçlü
olduğu, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda
yapılan az bir ibadete pek çok sevap verilir. İhtiyarlıkta, dünya zevkleri
azalıp güç kuvvet gidip arzulara kavuşmak imkân ve ümitleri kalmadığı zamanda,
pişmanlıktan âh etmekten başka bir şey olmaz. Çok kimselere bu pişmanlık zamanı
da nasip olmaz. Bu pişmanlık da tövbe demektir ve yine de büyük nimettir.
Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini
bilip elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat,
elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında
faydalı iş yapılamaz. Bugün güç kuvvet yerindeyken hangi özürle, hangi sebeple
bugünün işi yarına bırakılabilir?
Sevgili Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam, “Yarın
yaparım diyen helak oldu, ziyan etti.” [Mektubat-ı
Rabbani] buyurdu...
İnsanı gençlik zamanında, üç din düşmanı olan nefis, şeytan ve
kötü arkadaş aldatmaya uğraşmaktadır. Her türlü bozuk yayınlar ( kitap, gazete,
dergi, televizyon, vb.) da kötü arkadaştır. Bunlar karşısında az bir ibadet pek
kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan bundan kat kat fazla ibadetlerin bu kadar
kıymeti olmaz...
Gençlikte nefsin arzuları insanı kapladığı gibi ilim
öğrenilecek, ibadet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir. Gençlikte nefsin
arzu ve isteklerinin kapladığı anlarda, dinin bir emrini yerine getirmek,
ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. Hele başka
mâniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı o kadar
çoktur ki ancak Allahü teâlâ bilir. Çünkü mâniler karşısında ibadet yapma
güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin şanını şerefini göklere çıkarır. Mâni, engel
olmayarak kolay yapılan ibadetler aşağıda kalır. Bunun içindir ki insanların
yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan mâniler
arasında ibadet ediyor, melekler ise mâni olmadan emre itaat ediyor. Harp
zamanında askerin kıymeti artar ve muharebede ufak bir hizmeti, sulh
zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur.
Akıl sahibi bir kimse, sahip olduğu bu gençlik nimetini, ibadet ve
hayırlı işler yaparak değerlendirir. Hayırlı işleri yaşlılığa bırakmaz. Gençlik
zamanını Allahü teâlâya kullukla süsler, pişmanlığa sebep olacak işlerle zâyi
etmez.


