"Allah’ın kullarına merhametli olmalı"
02/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.U
Mûsâ Kâzım hazretleri,
Tabiîn’in yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olup, seyyiddir.
Oniki İmâm'ın yedincisidir.
186 (m. 802) senesinde, Bağdâd’ta vefât etti.
Siyâsete hiç karışmadığı hâlde, Abbâsî halîfesi Muhammed Mehdî,
onu Medîne'den Bağdat'a getirtip hapsetti.
Bir gece yattı.
Ve rüyâ gördü.
Hazret-i Alî’yi görmüştü.
Allah’ın Arslanı, ona bir heybetli nazar edince; korkudan
uyanıp, hemen o gün, Mûsâ Kâzım'ı hapisten çıkardı!
● ● ●
Halîfe Hârun Reşid de Umre'den dönerken Medîne'ye uğradı. İmâm
hazretlerini alıp Bağdat'a getirdi.
Ve bir siyâsi sebep göstererek hapsetti.
Hattâ ölünceye kadar hapiste kaldı mübârek zât.
Halîfeye bir mektubu var.
O mektup şöyledir:
"Benden
belâ ve musîbet gitmeyecek, sen de dâima rahatlık ve genişlik içerisinde
olacaksın. Ama şunu unutma ki, sonu gelmeyen âhirete sen de gideceksin, ben
de..."
● ● ●
Bir gün de bu zâta;
“İyi insan nasıl olur efendim?” diye sordular.
Cevâbında;
“İyi
insan olmak için, helâle harama dikkat etmeli, Allah’ın kullarına merhametli
olmalı ve evliyâ zâtların sohbetine devam etmelidir ki, üçü de çok
mühimdir” buyurdu.


