"Ey gafiller, çıkacağınız sefere azık hazırlayın!"
11/04/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Hazret-i Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve
kuşlardan müteşekkil bir ordusu vardı. Bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun
mucizelerinden biriydi.
Büyük âlimlerden Kemalüddîn Ebî Abdullah Muhammed El Demî'nin "Hayat-ül
hayvan" (Fi Garaibü’l Mahlukat) kitabında şöyle
bildiriliyor:
Süleyman aleyhisselam buyurdu ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve
bize her şeyden bol nasip verildi. Bu apaçık bir lütuftur..."
Hazret-i Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan
müteşekkil bir ordusu vardı. Bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun
mucizelerinden biriydi. Bir gün baykuş, Hazret-i Süleyman'a selam verdi.
Süleyman aleyhisselam selamını aldı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:
-
Ey baykuş! Sen niçin buğday yemezsin?
- Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için.
-
Niçin su içmezsin?
- Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için.
-
Niçin hep harabelerde bulunursun?
- Harabeler Allahü teâlânın mirasıdır!
-
Niçin evlerde ötersin?
- İnsanları ikaz için. Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle
uyurlar. Böylelerine yazıklar olsun!
-
Öterken ne dersin?
- Tesbih okur bir de "Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık
hazırlayın!" derim.
Süleyman aleyhisselam baykuştan daha nasihatçi bir kuş olmadığını söyledi...
***
İbrahim aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde ismi bildirilen
peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olup, Keldânî
kavmine gönderilmiştir...
Hazreti İbrahim, Nemrûd tarafından ateşe atıldığı zaman bütün
melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, Allahın
Peygamberine bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar... Bunların arasında
zayıf bir bülbül yavrusu vardı. Kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail
aleyhisselama emredip buyurdu ki:
"O
kuşu tut ve ne dileği olduğunu sor!"
Cebrail aleyhisselam yavru bülbülü tutup isteğini sorunca, kuş dedi ki:
- Halilullah'ı ateşe atıyorlar. Mademki kurtarmaya muktedir değilim, bari
onunla beraber ben de yanayım!
Hak teâlâ buyurdu ki:
"O
kuşun benden bir isteği var mı?"
Bülbül şöyle arz etti:
-Benim dünyada, Hak teâlânın adını anmaktan başka isteğim yoktur. Binbir ismi
olduğunu işittim. Yüz birini biliyorum. Dokuz yüz ism-i şerîfini de bilmek
isterim.
Hak teâlâ, kuşun dileğini yerine getirdi...
Şimdi sahralarda feryat eden bülbül, Allahü teâlânın ismini söylemektedir...
Nemrûd’un ateşi, İbrahim aleyhisselama gülistan olunca, bülbül gelip gül
ağacında nağmeye başladı. O zamandan kıyamete kadar, güle muhabbet etti, âşık
oldu...


