Akıllı kimse, emirlerde gevşeklik göstermez!
25/01/2026 Pazar Köşe yazarı V.T
"İlmi, ibâdete zarar gelmemesi için taleb
ediniz. İbâdeti de, ilme zarar gelmemesi için isteyiniz..."
Kutbüddîn-i İsfehbezî hazretleri evliyânın büyüklerindendir.
İran’da İsfehân’da doğdu. 1321 (H.721) senesinde orada vefât etti.
Ebü'l-Abbâs-ı Mürsî'nin üç büyük talebesinden biridir. İlim öğrenmek için Şam'a
ve başka yerlere gidip oralarda bulunan âlimlerden ilim öğrendi. Kendisinden de
birçok kimse istifâde etti. Çok kerametleri görüldü. Yemen âlimlerinden birisi
şöyle anlatmıştır:
Bir sene hacca gitmiştim. Yola çıktığımda da, babam ağır hasta
idi ve yatıyordu. Mekke-i mükerremeye ulaştım. Hac vazîfesini edâ ettim. Fakat
devamlı babamın durumunu düşündüğüm için, gönlüm perişân bir vaziyette idi.
Kutbüddîn-i İsfehbezî hazretleri de orada idi. Durumumu ona anlattım. Babamın
durumunu anlayıp bana bildirmesi için yalvardım. Başını önüne eğip bir müddet
düşündü. Sonra; "Babanız o şiddetli hastalıktan kurtulmuş, sedirinin
üzerinde oturuyor. Elinde misvâkı var. Etrâfına kitaplarını koymuş"
buyurup, babamın şeklini ve şemâlini de tarif etti. Hâlbuki daha önce onu
görmüş değildi...
Kendisinden nasîhat isteyenlere buyurdu ki: "İlmi, ibâdete
zarar gelmemesi için taleb ediniz. İbâdeti de, ilme zarar gelmemesi için
isteyiniz. Kulun hakkı, ancak bu ikisiyle meşgûl olmasıdır. Akıllı kimse,
îmânını korumak için, Allahü teâlânın emir ve yasaklarında gevşeklik göstermez
ve sâlih amellerde kusûr etmez.
Allahü teâlânın, müminlerin kalblerine verdiği îmân, tabîat ve
hevâ zulmetiyle perdelenmiştir. Bunun açılması için perdeleri ortadan
kaldıracak şeye ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ, sâlih amellerle îmânı
kuvvetlendirmek için, emir ve yasak, vaat ve vaîdlerde bulunmuştur. Kökü, yakîn
toprağında bitmeyen, dalları amellerle meydana gelmeyen her îmân, Azrail
aleyhisselâm canı almaya geldiği zamandaki şiddetli korkular karşısında sâbit
kalamaz. Böyle kişinin, sonunda îmânsız ölmesinden korkulur. Bu da ancak son
nefeste ve ölüm korkuları zuhûr ettiği zaman belli olan bir durumdur. Bu hâl
meydana geldiğinde, çok az insan îmânında sebât eder. Onun için akıllı
kimsenin, sâlih amellerin faydasına kavuşması, Ehl-i sünnet îtikâdında olması
lâzımdır...
Güzel ahlâk sâhibi olmalıdır. Farzlar, sünnetleri ile birlikte
yapılmalıdır. Farzların yardımcısı ve tamamlayıcısı, sünnetlerdir. Kim Kitâb ve
Sünnet ilmiyle, Selef-i sâlihîn ve Ehl-i sünnet yoluna göre îtikâdını
düzeltmezse, çalışmaları zâyi olur. Gayreti boşa gider."


