“Ey tasavvuf yolcuları, niyetinizi düzeltiniz!"
25/03/2026 Çarşamba Köşe yazarı V.T
"Yemenizi, içmenizi, yatmanızı, kalkmanızı,
konuşmanızı niyetlerinizi düzelterek yapınız!"
Bekâ bin Mahled hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Hayâtı
hakkında fazla bir bilgi yoktur. Zamânın âlimlerinden ilim tahsîl etti.
Tasavvuf, hadîs ve tefsîr ilimlerinde söz sâhibi oldu. 986 (H.376) senesinde
Endülüs'te vefât etti.
Şöyle buyurdu: “Ey tasavvuf yolunda bulunanlar! Eğer Allahü teâlâyı
tanıdığınızı ve O’na tazimde bulunduğunuzu söylüyorsanız, yalnız bulunduğunuz
zaman Allahü teâlâya karşı tavrınıza bakınız. Yemenizde, içmenizde, yatmanızda,
kalkmanızda, konuşmanızda ve bütün işlerinizde vakitlerinizi Allahü teâlânın
râzı olduğu ve beğendiği işlere sarf edebilirsiniz. Bunları, niyetlerinizi
düzelterek yapabilirsiniz. Çünkü ameller niyetlere göredir. Bu bakımdan yemek
yerken, su içerken lezzet almak için değil de, ibâdete kuvvet kazanmak, elde
ettiği enerji ile daha iyi ibâdet edebilme niyetiyle yiyip içmelidir. Uykuyu,
üzerindeki yorgunluk ve bıkkınlığı giderip, ibâdeti daha zinde ve rahat bir
şekilde yapabilmek niyetiyle uyumalıdır. Diğer bütün işleri ve edindiği mesleği
helâl kazanmak niyetiyle yapmalıdır. Bütün yapılan bu işler, niyeti düzeltmek
sûretiyle ibâdet olur. Bir insan hâlis niyetle yaptığı işler sebebiyle sevâba
kavuşur. Bu sebeple kalb nûrlanır. Bu nûr, nefse sirayet eder. O kimse manevî
kirlerden temizlenir. Beşerî tabiatı, melek tabiatı gibi olur. Artık tabiatı,
elinde olmadan tâatları, Allahü teâlânın beğendiği işleri yapar. Elinde olmadan
ister istemez kötülüklerden sakınır.”
Bekâ bin Mahled'in duâsı makbul idi. Bir gün yanına bir kadın geldi;
"Oğlum esir düştü. Onu kurtaracak elimde bir imkânım yok" dedi. Bekâ
bin Mahled; "Sen git. Onun durumuyla Allahü teâlânın izniyle
ilgilenirim" buyurdu. Sonra başını öne eğip Allahü teâlâya duâ etti. Bir
müddet sonra kadın, oğlu ile geldi. Oğlu, başından geçenleri şöyle anlattı:
"Rum memleketlerinden birine esir düştüm. Bir işle meşgûl
iken elimdeki kelepçe çözüldü ve yere düştü. Görevliler, demir zinciri tekrar
bağladılar. Fakat biraz sonra kelepçe tekrar çözülüp düştü. Bu durumdan şaşkına
dönen vazîfeliler, papazlarını çağırdılar, durumu onlara anlattılar. Bunları
dinleyen papazlar; "Onu salıverin. Allah'ın sevgili bir kulu onun için duâ
etmiş, ne yapsanız faydasız" dediler. Bunun üzerine, bana yiyecek verip
salıverdiler. Ben de memleketime döndüm."


