Âdem aleyhisselâma takvîm bilgileri vahiyle bildirildi!..
05/01/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Zaman ve takvîm bilgileri ilk defâ, Âdem
aleyhisselâma, Allahü teâlâ tarafından vahyedilen sahîfelerden öğrenilmiştir...
Allahü teala, Tevbe Sûresinin 36. âyet-i kerîmesinde meâlen
şöyle buyurmaktadır:
“Doğrusu,
Allah katında, Allah’ın kitâbında ayların sayısı, Allah'ın gökleri ve yeri
yarattığı gündeki yazısına göre, on iki olup, bunlardan dördü harâm [hürmetli] aylardır…” [Harâm
aylar: Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarıdır.]
Takvîmler, Hicrî, Rûmî, Mâlî, Efrencî vs. gibi isimler alırlar.
Takvîm için mühim bir hâdise “târih başı” olarak ele
alınır. Her milletin ve cemiyetin kendisine esâs kabûl ettiği bir takvîmi
olduğu gibi, birçok milletin müştereken kullandıkları takvîmler de vardır.
Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan M.Ö. 753 senesini; Eski
Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı M.Ö. 776 senesini başlangıç
olarak kabûl etmişlerdir. Hıristiyânlıkta bu başlangıç, Îsâ aleyhis-selâmın
doğumu zannedilen târihtir. Doğduğu yıla sıfır, ondan öncesine mîlâttan önce,
sonrasına da mîlâttan sonra denilmiştir. Hicrî takvîmin başlangıcı da,
Peygamber Efendimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretidir.
Papa XIII. Gregorius tarafından ortaya konulan takvîme Gregoryan
Takvîmi denildi. Bu takvîmi Fransa
ve İtalya, 1582’de, Almanya 1700’de, İngiltere 1751’de, Bulgaristân 1917’de,
Sovyetler Birliği 1918’de, Yunanistân 1923’te, Türkiye ise, 1926’da kabûl etti.
Ma’lûm olduğu üzere, İslâmiyette, güneş yılının ayları
içerisinde sayılı herhangi bir mübârek gün yoktur. Meselâ, Martın (20.) Nevrûz
denilen günü ve Mayısın (6.) Hıdrellez (Hıdırellez) günü ve Eylülün (20.)
Mihricân günü, ba’zı ülkelerde mübârek sayılıyorsa da, Müslümânlıkta, bu
günlerin diğer günlerden farklı bir değeri yoktur. Noel günü ve gecesi de
böyledir.
Doğum günü ve mübârek geceler, hep hicrî yıl ile kutlanır. Bütün
ibâdetlerde ve dînî faâliyetlerde kamerî aylar esâs alınır. Oruç, hac, kurbân
ve bayram günleri, hep kamerî aylara göre tesbît edilir; hattâ zekât hesâbı da
kamerî seneye göre hesaplanır...
İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti
olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı
olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir; onların kullanılmasında herhangi
bir mahzûr yoktur. Fakat İslâmiyet, Müslümânların, îmânlarında ve
ibâdetlerinde, Müslümân olmayanları taklîd etmelerini, onlara benzemelerini,
onların dînlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve
kullanmalarını yasak etmiştir.
Kezâ Hindûların bayram günlerine, Mecûsîlerin (ateşe tapanların)
kutsal günlerine ve Hıristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına
hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, bu günleri
Müslümân bayramı zannederek, onlar gibi birbirine hediye göndermek, eşyâlarını
ve sofralarını, onların yaptığı gibi süslemek, o geceleri başka gecelerden
ayırt etmek büyük günâh olmaktadır.
[Fakat “Noel” ile “Yılbaşı” farklı şeylerdir. Yeni yılı tebrîk etmekte, hayırlı olmasını temennî etmekte dînen mahzûr yoktur.]


