Nazardan ve şeytanların şerrinden korunmak için
09/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
Nazarı değen kimse, hattâ herkes, beğendiği
bir şeyi görünce “mâşâllah” demelidir.
Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851
(m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...
Küçük yaşta Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Birçok âlimden ders
okudu. Karâfe’deki medresenin başmüderrisi oldu. Çok talebe yetiştirdi.
Mısır’daki âlimlerle, ilim meclislerinde müzâkerelerde bulundu.
Bu mübarek zat çok kitap yazdı. Bunlardan “Mevâhib-i Ledünniyye”
adlı eserinde şöyle buyuruyor:
Nazar değmesi haktır. Yani, göz değmesi doğrudur. Bazı kimseler,
bir şeye bakıp beğendiği zaman, gözlerinden çıkan şua zararlı olup, canlı ve
cansız, her şeyin bozulmasına sebep oluyor. Bunun misâlleri çoktur.
Nazarı değen kimse, hattâ herkes, beğendiği bir şeyi görünce
“Mâşâllah” demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir, önce Mâşâllah deyince,
nazar değmez...
Göz değen kimseye, Peygamber Efendimizin bildirdiği şu tavîzi
okumalıdır:
“E’ûzü bikelimâtillâhittâmmeti min şerri külli şeytânin ve
hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmetin.”
Bu tavîz her sabah ve akşam üç defa kendi üzerine veya
yanındakilerin üzerine okunursa, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların
zararından korur. Bir kimseye, okurken, E’ûzü yerine “Ü’îzüke” denir, iki
kişiye okurken “Ü’îzü-kümâ” denir, ikiden fazla kimseye okurken, “Ü’îzü-küm”
demelidir.
***
Abdullah es-Sâci’nin şöyle anlattığı nakledildi: “Bir zamanlar
çok güzel ve iyi koşan bir devem vardı. O devemle bir sefere çıkmıştım.
Birlikte gittiğim kervanda nazarı değen bir kimse vardı. Kervandakiler bana; 'Filân
kimsenin nazarından deveni sakın' dediler. Ben de; 'O, benim deveme zarar
veremez' dedim. Bu sözümü o kişiye ulaştırmışlar... Ben devenin yanından
ayrıldığım bir anda, gelip deveme nazar etmiş. O ânda devem yere yıkılmış. Ben
devemin yanına gelince 'Buna ne oldu?' diye sordum. Onlar da durumu anlatıp;
'Sen gittiğin an, o şahıs geldi ve deveye nazar etti' dediler. Ben de; 'O şahsı
bana gösterin' dedim. Onu bana gösterdikleri zaman, Mülk sûresinin üçüncü ve
dördüncü âyet-i kerîmelerini okudum. O ânda o şahsın gözleri kör oldu, devem de
yerinden kalkıp sıhhat buldu.”


