“Ancak müminler kardeştirler”
11/05/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
“Evrensel dîn kardeşliği” ismi altında, gayr-i
müslimlere “kardeşlerimiz” demek doğru değildir. Böyle bir düşünce, Kur’ân-ı
kerîmi yalanlamak olur.
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîminde (Hucurât sûresi, 10. âyette) “Ancak
mü’minler kardeştirler” buyurmuştur. Yüce Allah böyle
buyururken, mü’min olmayanları, gayr-i müslimleri kardeş bilmek, bu âyet-i
kerîmeye aykırıdır. “Evrensel dîn kardeşliği” ismi
altında, gayr-i müslimlere “kardeşlerimiz” demek
doğru değildir. Böyle bir düşünce, Kur’ân-ı kerîmi yalanlamak olur. Dînimiz,
kâfirlerle de iyi geçinmeyi emreder, fakat iyi geçinmek ayrı, onları dost ve
kardeş bilmek ayrıdır.
Mü’min,
İslâmiyet’e inanan Müslümân demektir. Istılâhî ma’nâda, Müslümân olmayan herkes
kâfirdir; nelere inanırsa inansın, kâfirlere mü’min [Müslümân] denemez. Ehl-i
kitâba da mü’min [Müslümân] denmez. Kâfirlerin birçok kısımları var: Mürted,
müşrik, mülhid, zındîk ve münâfık gibi. Kâinâttaki bütün insanlar 2 kısımdır:
Müminler, kâfirler (Münâfıklar, kâfirlere dâhildirler, çünkü zâhiren Müslümân
görünseler de kalpleri kâfirdir.)
Bir hadîs-i şerîfte, “İbâdetin efdali, Müslümânı Müslümân olduğu
için sevmek, kâfiri kâfir olduğu için sevmemektir” buyuruldu.
Allahü teâlânın düşmânlarını, meselâ Ebû Cehil'i sevenin, “Allah’ı
da seviyorum” demesi yalan olur. Allah’ın sevdiklerini
sevmeyen de, Allahü teâlâyı sevmiş olamaz. Meselâ Hıristiyânlar, Peygamber
Efendimizi sevmedikleri için, “Allah’ı ve Hazret-i Îsâ'yı seviyoruz” deseler
de, faydası olmaz. Yahûdîler de, Hazret-i Îsâ'yı sevmedikleri için, “Hazret-i
Mûsâ'yı seviyoruz” deseler de, kıymetsizdir.
Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek, emirlerini yapıp,
yasak ettiklerinden kaçmak demektir. Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti,
dostlarını sevmek, düşmânlarına düşmânlık etmektir...
Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik hazretleri buyurmuştur ki:
Müslümânları, “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında
olacaktır” hadîs-i şerîfinin sevindirdiği kadar, hiçbir
şey sevindirmemiştir. Müslümânları seven, Müslümânlarla birlikte Cennete;
kâfirleri seven ise, kâfirlerle birlikte Cehenneme gidecektir. (Hâdimî,
Berîka)
Bir kimse, Peygamber Efendimize, “Kıyâmet ne zaman kopacaktır?” diye
sordu. Ona cevâben, “Kıyâmet için ne hâzırladın?” buyurdu.
O kimse, “Fazla ibâdetim yok. Fakat Allah ve Resûlünü seviyorum” dedi.
O kimseye, “Herkes sevdiği ile berâber olacaktır. Sen de, âhirette sevdiğinle
berâber olacaksın” buyurdu. (Buhârî)
Âlimler, “Kişi sevdiği ile berâber olur” hadîs-i
şerîfini şöyle açıklıyorlar:
Bir kimse, sâlih bir mü’mini sever, onun gibi i’tikâda sâhip
olup onun gibi amel işlemeye gayret eder, Allah dostlarını dost, Allah
düşmânlarını da düşmân bilirse, âhirette sevdiği kimse ile birlikte Cennette
olur.
Bir kimse de hem Müslümânları, hem de gayr-i müslimleri sever,
gayr-i müslimlerin i’tikâdlarını beğenirse, gayr-i müslimlerle birlikte
Cehenneme gider. “Kişi sevdiği ile birlikte olur” demek,
sevdiği kimsenin derecesine kavuşur demek değildir. Fakat iyileri sevdiği için,
Cennette onlarla birlikte olur. Herkes îmânının parlaklığına, kuvvetine göre
farklı derecelerde bulunur. (Mektûbât-ı Rabbâniyye, Hadîka)


