Göz kamaştıran İslam güneşi...
12/04/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Gandhi: "Batı, korkunç bir karanlık
içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya
ışık, barış ve rahatlık vermiştir."
İslamiyet’i dikkatle ve insafla inceleyen kimseler, bu dinin
yüceliğini ve ona olan hayranlıklarını ifade etmişlerdir.
Mahatma
Gandhi, Batı Hindistan’ın tanınmış Hristiyan bir ailesindendir.
Babası, Porbtandar şehrinin başpapazı idi. Hindistan’ın bağımsızlığı için çok
gayret gösterdi. Hindistan, İngiliz sömürgesi olmaktan kurtuldu.
Gandhi, İslam dinini ve Kur’ân-ı kerimi dikkatle incelemiş ve
Müslümanlığa hayran olmuştu. Bu hususta şöyle demektedir:
"Müslümanlar, en azametli
ve muzaffer günlerinde bile, mutaassıp olmamıştır. İslamiyet, dünyayı yaratana
ve Onun eserine hayran olmayı emretmektedir. Batı, korkunç bir karanlık
içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya
ışık, barış ve rahatlık vermiştir. İslam dini, yalancı bir din değildir.
Hindular bu dini dikkatle inceledikleri zaman, onlar da, İslamiyet’i benim gibi
seveceklerdir. Ben, İslam dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında
bulunanların, nasıl yaşadıklarını bildiren kitapları okudum. Bunlar, beni o
kadar etkiledi ki, kitaplar bittiği zaman, bunlardan daha fazla olmamasına
üzüldüm.
Ben şu kanaate vardım ki,
İslamiyet’in süratle yayılması, kılıç sebebiyle olmamıştır. Aksine, her şeyden
önce sadeliği, mantıki olması ve Peygamberinin büyük alçak gönüllülüğü, sözünü
daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz sadakati
sebebiyle İslam dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.
Müslümanlık, ruhbanlığı ortadan
kaldırmıştır. İslamiyet, başından beri sosyal adaleti emreden bir dindir.
Hristiyanlığın birçok eksikleri olduğu için, türlü reformlar yapılmak zorunda
kalındığı hâlde, Müslümanlığın ise ilk günündeki şeklinden, hiçbir şey
değiştirilmemiştir."
Yine Fransa’nın dünyaca tanınmış meşhur ediplerinden ve devlet adamlarından
biri olan Lamartine, (1790-1869), vazifeyle bütün
Avrupa’yı ve Amerika’yı dolaşmış ve bu arada, Sultan Abdülmecid Han zamanında
Türkiye’ye de gelmiştir.
Lamartine, (Histoire de Turquie=Türkiye Tarihi) adlı eserinde diyor ki:
"Hazret-i Muhammed, ortaya
iki yeni itikat, iman koydu: Biri, (Tek ve ebedî varlık olan bir Allah’ın
bulunduğu), ikincisi ise (Putların tanrı olmadığı) idi. Birincisiyle Araplara,
o zamana kadar bilmedikleri, bir olan Allah’ı tanıtıyor, ikincisi ile de, o
zamana kadar 'tanrı' zannettikleri putları onların elinden alıyordu. Kısaca,
bir kılıç darbesi ile yalancı ilahları, putları kırdı, bunun yerine onlara (Tek
Allah) inancını yerleştirdi.
Hatip, peygamber, kanun koyucu,
cenkçi, insan düşüncelerini etkileyici, yeni iman esasları koyan ve yirmi büyük
dünya imparatorluğu ile bir büyük İslam devleti kuran kişi: İşte Muhammed
peygamber budur! İnsanların, büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün
ölçülerle ölçülsün; acaba Ondan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!"
Onun bildirdiği İslamiyet ile şereflenen ve ona uyanlar, çok
nasipli ve bahtiyar kimselerdir. Onun için dinimizin kıymetini bilmeliyiz,
emirlerine uymalıyız. Dünyada ve ahirette, mesut, mutlu olmanın yolu budur.


