Müslümân Müslümânın kardeşidir
12/05/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Birlik ve beraberliğin günümüzde, daha güçlü
olarak ortaya konulması lâzım. Bütün milletimiz bir ve berâber olmalı. Gün,
birlik ve berâberlik günüdür.
Resûlullah (aleyhis-selâm), hadîs-i şerîflerinde buyurmuştur ki:
“Îmân
etmedikçe Cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min
olamazsınız…”
“Müslümân
Müslümânın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu düşmâna
teslîm etmez…”
“Mü’min,
mü’min için bir binânın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir.”
“Müminler,
birbirlerine karşı muhabbet, acıma ve merhamette, bir vücûd gibidirler. Vücûdun
bir yeri râhatsız olunca, bütün vücûd, râhatsız, uykusuz kalıp onun tedâvîsi
ile meşgûl olduğu gibi, Müslümânlar da birbirlerine yardıma
koşmalıdırlar.” [Buhârî]
“Birbirinizle
münâsebeti kesmeyiniz! Birbirinize arka çevirmeyiniz! Birbirinize kin ve
düşmânlık beslemeyiniz! Birbirinizi kıskanmayınız! Ey Allah’ın kulları kardeş
olunuz! Bir Müslümânın diğer kardeşine darılarak 3 günden çok uzaklaşması,
helâl değildir.” [Buhârî]
“Müslümânla
alâkayı kesmek, onun kanını dökmek gibidir.” [Ebû
Nuaym]
Bütün Müslümânlar bir âilenin fertleri, hattâ tek bir vücûdun
uzuvları/organları gibidirler. Bir ayağımıza bir diken batsa, başımızdaki
saçlarımız ayağa kalkmaktadır. Onun için, dünyânın neresinde olursa olsunlar,
Müslümânlara yardım etmelidir. Sâdece Orta Doğu ve İslâm âlemindeki değil,
Afrika, Asya, Avrupa ve Amerika’daki Müslümânlara da yardım etmelidir. Çünkü
dünyânın öteki ucundaki herhangi bir Müslümânın derdi, bizim derdimiz demektir;
ona yardım etmek gerekir. Bir hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki:
“Müslümânların
dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.” [Hâkim]
Îmânsızları sevmek, onların i’tikâdlarını beğenmek, insanı ebedî
Cehenneme sürükler. Âhirette iyilerle berâber olabilmek için, dünyâda da onlarla
berâber olmak, onları sevmek, onların yolundan gitmek gerekir.
Kâfirleri dost bilmeden, uygun şekilde kendilerine emr-i ma’rûf
yapılır. İslâm dîni yeni gelmedi. 1400 yıldır dünyâda müslümânlarla gayr-i
müslimlerin aynı ülkelerde berâber yaşadıkları da olmuştur. Osmânlılar ve
onlardan önceki Müslümânlar, gayr-i müslimleri dost bilmediler, fakat hepsiyle
iyi geçinerek, onlara güler yüz göstererek, aynı yerde yaşadıkları gayr-i
müslimlere yaşayışlarıyla örnek oldular. Onlara kötü davranmadılar. Merhametli
davranarak çoğunun Müslümân olmasına sebep oldular. Zâten yüzlerine karşı “siz
kâfirsiniz” diye hakâret etmek, günâh olur.
Cihâd da, kâfirlerin şahıslarına karşı yapılmadı. Cihâd,
İslâm devletinin, insanların İslâm dînini işitmelerine, Müslümân olmalarına mâni
olan zâlim diktatörlerin ordularıyla savaşması demektir.
Böylelikle fethedilen yerlerdeki gayr-i müslimlerden bir kısmı, İslâmiyet’in
adâletini, güzelliğini, Müslümânların örnek hayâtlarını görerek Müslümân
oldular. Müslümân olmayanlar bile, bu adâlet sâyesinde dünyâda râhat ve huzûr
içerisinde yaşadılar.
Birlik ve beraberliğin günümüzde, daha güçlü olarak ortaya
konulması lâzım. Bütün siyâsî partiler, sivil toplum kuruluşları, iş âlemi,
bütün milletimiz bir ve berâber olmalı. Gün, birlik ve berâberlik günüdür.


