Gaflet içinde yapılan duâ kabul olmaz!..
13/03/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
Duâ ihtiyâcı gideren, saadete kavuşturan
kapının anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri, helâl lokmadır.
Seyyid Alizâde Yakûb Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa'da
doğdu. Asrının âlimlerinden okudu. Sonra Bursa’da çeşitli medreselerde
müderrislik yaptı. 931 (m. 1524) senesi hac dönüşü, Mısır’da vefât etti.
İmâm-zâdenin “Şir’at-ül-İslâm” adındaki eserine, güzel bir şerh yazdı. Adını;
“Mefâtîh-ül-Cinân ve mesâbîh-ül-Cenân” koydu. Sultan İkinci Bâyezîd Hân,
“Şir’a” kitabını çok sevdiğinden, Yakûb Efendiye “Şir’a Şârihî” lakabını verdi.
Seyyid Alizâde (Şir’a-tül-islâm) şerhinde diyor ki:
Hadîs-i şerîfte, (Dua etmek, ibâdettir) buyuruldu. Kabûl olmazsa
da, sevap hâsıl olur. Duânın kabûl olması için şartlar vardır:
Helâl yemelidir. Haram lokma yiyenin duâsı kırk gün kabûl olmaz.
Duâ ihtiyâcı gideren, saadete kavuşturan kapının anahtarıdır. Bu anahtarın
dişleri, helâl lokmadır. Giydiği de tayyib olmalıdır. Hazar olmayan, menedilmiş
olmayan mala helâl denir. Hazer olmayan, yanî şüpheli olmayan mala tayyib
denir.
Duâ ederken, kalb uyanık olmalı, kabUl edileceğine inanmalıdır.
Söylediğinden haberi olmayan gâfilin duâsı kabûl olmaz. Duâdan evvel tövbe ve
istiğfâr etmelidir. Duânın kabûlü için acele etmemelidir. Duâya devâm etmeli,
usanmamalıdır. Allahü teâlâ, duâ etmeyi ve duâ edeni sever. Kabûl ettiği hâlde,
istenileni vermeyi geciktirerek, duânın ve sevâbının çok olmasını ister.
Duâyı, hiç olmazsa, yedi kere tekrâr etmelidir. Rahat ve huzur
zamanlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamanlarındaki duâları çabuk kabûl
olur. Duâdan evvel, Allahü teâlâya hamd ve Resûlullaha salât ve selâm
söylemelidir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” duâya başlarken,
(Sübhâne Rabbiyel aliyyil a’lel-Vehhâb) derdi. Evvelâ, günâhlarına tövbe
etmeli, sonra bütün müminlerin sıhhat ve selâmetleri için duâ etmeli ve her
dileğini söyleyip, vermesini can ve gönülden istemelidir. Kalbine gelen hayırlı
şeyi istemeli, söylediğinin manâsını öğrenmelidir. Duâ, bir temennî olmamalı,
istediği şeye kavuşturacak sebeplere yapışmalıdır. Meselâ, önce tâat ve ibâdâta
sarılmalı, sonra Allahın rızâsına kavuşmak için duâ etmelidir. Tâatler,
ibâdetler, rızânın, muhabbetin sebepleridir. Sebeplere yapışmadan yapılan duâ
kabûl olmaz. Buna duâ denmez. Faydasız temennî denir. Ümit edilmeyen şeyi
istemeye temennî denir. Ümit edilen şeyi istemeye recâ denir. İstenilen şeyin
sebeplerine kavuşturmasını dilemelidir. Hadîs-i şerîfte, (Çalışmadan duâ eden,
silâhsız harbe giden gibidir) buyuruldu.
Abdest alıp, diz üstüne, kıbleye karşı oturup, elleri göğüs
hizâsında ileri uzatıp, avuçları semâya karşı açıp, Peygamberlere ve Evliyâya
tevessül ederek, Onların hâtırları ve hurmetleri için istemeli, sonunda (Âmîn)
demelidir.


