Okuduğu her hasta şifaya kavuşurdu...
14/05/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
İbn-i Acîl hazretleri bir gün saralı bir
hastanın yanına gelir ve Yûnus sûresini okumaya başlar...
İbn-i Acîl hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1291 (H.690)
senesinde Yemen'de Beyt-i fakih denilen yerde vefât etti. Önce amcası Fakîh
İbrâhim'den, sonra başka âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Fıkıh, hadîs, nahiv,
gramer ferâiz (mîrâs bilgileri) ilimleri yanında tasavvuf kalb bilgilerinde de
yükselip evliyânın büyükleri arasına girdi. Devlet adamları gelir ziyâret eder
meselelerini sorup duâsını alırlardı. İmâm-ı Yâfiî anlatır:
Yemenli birisinin elinde bir ur çıkmıştı. Birçok beldeleri ve
birçok kimseleri dolaştı. Şifâ bulması için dolaştığı yerlerde gerekli ilaçları
kullandıktan sonra, o yerin büyüklerinden duâ istedi. Fakat rahatsızlığı
geçmedi. En sonunda İbn-i Acîl hazretlerine gelerek, elindeki bu rahatsızlığın
geçmesi için duâ istedi. O da; "La havle velâ kuvvete illâ billâh... Getir
bakalım elini" dedi ve eliyle mesh edip bir bezle sardı. Sargıyı
memleketine dönünceye kadar açmamasını tenbih etti. Yemenli oradan ayrıldı ve
arkadaşlarıyla birlikte yola koyuldular. Yol üzerinde bir köye uğrayıp
alışveriş yaptılar. Elinde ur olan Yemenli, sarılı olan sağ elinin sargısını
unutarak açtı ve yemek yedi. Bir de baktı ki, elindeki yaradan hiçbir eser
kalmamıştı ve diğeri gibi sapasağlamdı...
İbn-i Acîl hazretleri bir gün saralı bir hastanın yanına geldi.
Ona Yûnus sûresi elli dokuzuncu âyet-i kerîmesini okudu. Hastaya musallat olan
cin büyük bir çığlık koparıp ondan ayrıldı. Ahmed el-Yemenî hayatta olduğu
müddetçe o cin bir daha geri gelmedi. Ne zaman ki Ahmed el-Yemenî vefât etti,
cin tekrar ona musallat oldu. İbn-i Acîl hazretlerinin talebeleri o hastanın
yanına gidip, aynı şekilde hocalarının okuduğu âyet-i kerîmeyi okudular. O
zaman cin güldü ve; âyet bu âyettir. Lâkin okuyan, önce okuyan kişi değil
deyip, ondan ayrılmadı...
Hac için Irak'tan biri Mekke-i mükerremeye gelmişti. Bu zât Şeyh
Ahmed Rıfâî hazretlerinin türbesi yakınında otururdu. Mekke'de İbn-i Acîl
hazretlerini gördü. İnsanlar etrafına toplanmışlardı. Çok şaşırdı. Büyük bir
izdiham vardı. Memleketine döndüğünde Ahmed Rıfâî hazretlerinin makâmına hizmet
eden birisi ondan gördüğü şeylerden sordu. O da İbn-i Acîl hazretlerini
söyleyince Sâhib-i Makam olan zât; "O, zamânın kutbudur" diye onun
üstünlüğünü haber verdi.


