Gerçek huzur…
14/06/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Teknoloji ilerledi, imkânlar arttı. Fakat buna
rağmen huzursuzluk, depresyon, stres ve yalnızlık her geçen gün çoğalıyor.
İnsan, ruh ve bedenden ibaret bir varlıktır. Bedenin yemeğe,
suya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi; ruhun da imana, ibadete, güzel ahlaka
ve huzura, ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası; Allahü teâlâyı anmak, Ona kulluk
etmek, haramlardan sakınmak ve insanların gönlünü incitmeden yaşamaktır.
İnsanın işinde, mesleğinde ve günlük hayatında yorgunluk,
huzursuzluk ve bezginlik hissetmesinin sebeplerinden biri de manevî yönünün
eksik kalması; ruhun ve gönlün manevî ihtiyaçlarının ihmal edilmesidir.
Teknoloji ilerledi, imkânlar arttı, insanlar geçmişe göre daha
rahat yaşamaya başladı. Fakat buna rağmen huzursuzluk, depresyon, stres ve
yalnızlık her geçen gün çoğalıyor. Çünkü insanın kalbi yalnız dünya ile tatmin
olmaz. Dünya malı arttıkça istekler de artar. İnsan bir hedefe ulaşır, sonra
başka bir hedefin peşine düşer. Böylece ömür, bitmek bilmeyen bir koşuşturma
içinde geçip gider.
Gerçek huzur; lüks eşyalarda, yüksek makamlarda veya insanların
övgüsünde değildir. Nice zengin insanlar vardır ki geceleri uyuyamaz; nice
makam sahibi insanlar vardır ki kalplerinde büyük bir boşluk hisseder. Çünkü
kalp, yaratılışı itibarıyla Rabbine yönelmek ister. İnsan Rabbinden
uzaklaştıkça iç dünyasında sıkıntı meydana gelir.
Bugün insanların en büyük problemlerinden biri de sürekli
meşguliyet içinde olmalarıdır. Telefonlar, sosyal medya, bitmeyen işler ve
dünya telaşı, insanı kendi iç dünyasından uzaklaştırıyor. İnsan bazen saatlerce
ekranlara bakıyor; fakat birkaç dakika olsun kendi kalbini dinleyemiyor, bir
kere olsun “Allah” diyemiyor. Hâlbuki insanın zaman zaman durup düşünmeye,
kendini hesaba çekmeye ihtiyacı vardır.
Namaz, insanın ruhunu dinlendiren büyük bir nimettir. Dua, kulun
Rabbine sığınmasıdır. Kur’ân-ı kerim okumak kalbe ferahlık verir. Helâl lokma
yemek, kul hakkından sakınmak ve insanlara iyilik etmek de kalbin huzurunu
artırır. Günahlar ise kalbi karartır, huzuru azaltır. İnsan bazen sebebini
anlayamadığı bir sıkıntı yaşar; bunun sebebi işlenen günahlar ve gaflettir.
Mümin, dünyanın geçici olduğunu unutmamalıdır. Dünya bir imtihan
yeridir. Burada tam ve kusursuz rahatlık beklemek doğru değildir. Her insanın
sıkıntısı, derdi ve imtihanı vardır. Önemli olan, bu sıkıntılar içinde Rabbini
unutmamaktır. Çünkü insan Rabbine yöneldikçe kuvvet bulur, sabır bulur ve iç
huzuruna kavuşur.
Bunun için insan, her gün ibadete, tefekküre, istiğfara ve
muhasebeye vakit ayırmalıdır. Kalbi temizleyen şey; samimi tövbe, her işi Allah
rızası için yapmak ve O’na yönelmektir.
Dünya geçicidir. Asıl saadet; temiz bir kalp, huzurlu bir
vicdan, faydalı bir ömür ve Allahü teâlânın rızasına uygun yaşanan bir
hayattadır. İnsan dünyada ne kadar meşgul olursa olsun, kalbini Rabbinden uzak
bırakmamalıdır. Çünkü gerçek huzur, yalnız Onu hatırlamakla kazanılır.
“Yüzüğünde
ne yazılıydı bilsen Süleyman’ın:
Sakın
aldanma, yoktur vefâsı dünyanın!”


