Sürgünde ölen padişah Sultan Vahideddîn Han
16/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Vahideddîn Han; acı ve sıkıntı içinde geçen
bir sürgün hayâtından sonra, 16 Mayıs 1926’da İtalya’da San Remo’da vefat etti.
Bugün, Sultan Vahideddîn Han'ın vefat yıl dönümüdür efendim...
Din bilgisi vatan sevgisi pek çok olan Vahideddîn Han, İngilizlerin Türk ve
İslam düşmanı olduğunu iyi biliyordu. Onu, İngilizlerin propagandasıyla
"vatan haini" ilan ettiler. Ama o gerçekte büyük bir
"vatansever" idi...
Vahideddîn Han (Sultan Altıncı Mehmed) 1861'de doğdu. Ağabeyi
İkinci Abdülhamîd Han tarafından büyütülüp, himâye edildi. 4 Temmuz 1918’de
ağabeyi Sultan Reşâd’ın vefât ettiği gün pâdişâh ve halîfe oldu...
Tahta geçtiği sıralarda Birinci Dünya Savaşının korkunç
neticeleri alınmak üzereydi. Nitekim Mondros Mütârekesi imzâlanarak, Birinci
Dünya Harbi, mağlubiyetimizle bitti... Mütârekeye imzâ koyan delegeler, 10
Kasım 1918’de saraya arz-ı tâzim için geldiklerinde pâdişâh bunları kabul
etmedi. Mütârekeden hemen sonra Osmanlıları Birinci Dünya Savaşına sokan Talât,
Enver ve Cemâl Paşalar yurt dışına kaçtılar... Neticede İttihatçı liderlerin
baskısından kurtulan Sultan Vahideddîn Han'ın elinde ancak düşmanlara teslim
edilmiş bir milleti idâre etmek kalmıştı...
Tabii, bu arada İngilizler Türk birliğini parçalamak için
pâdişâh aleyhine çalışmaktan geri durmuyorlardı. Aleyhinde kampanya
başlattılar.
Yegâne arzuları pâdişâhı milletin gözünden düşürmekti. Nitekim
bunda ısrar eden İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri, 17 Kasım 1922 Cumâ
günü halîfeyi baskı ve silah zoruyla Dolmabahçe Sarayı'ndan motora alarak
Malaya harp gemisine bıraktı. Bu gemi, son Osmanlı pâdişâhı ve İslâm
halîfesini, Malta Adasına götürdü... Vahideddîn Han, acı ve sıkıntı içinde
geçen bir sürgün hayâtından sonra, 16 Mayıs 1926’da İtalya’da San Remo’da vefat
etti. Cenâzesi Şam’a getirilerek Sultan Selim Câmii Kabristanına defnedildi...
Vahideddîn Han'ın; çok sevdiği vatanından kopartılırken yanında
bir şey götürmediği, vefâtında kasaba, bakkala ve fırına olan borçlarından dolayı
15 gün tabutunun kaldırılamamış olmasından da anlaşılmaktadır.
Onun, vatanının ve milletinin uğradığı felâketler karşısında neler düşündüğü ve
neler hissettiği kayıtlara geçmiş şu hadiseden daha iyi anlaşılmaktadır.
1919 senesi ramazanında bir sabah Yıldız Sarayı'nda yangın
çıkar. Kısa zamanda büyüyen alevler, sultanın geceleri kaldığı dâireyi de
sarar. O geceyi tesadüfen Cihannümâ Köşkü'nde geçirmiş olan Vahideddîn Han,
yangını haber alınca, üzerine pardösüsünü giyerek dışarı çıkar. Köşkün önünde
yangını seyrederken çevrede ağlayanları görünce gözleri yaşararak; “Benim
vatanım ateşler içinde, onun yanında bu alevlerin ne kıymeti var” demekten
kendini alamaz...
Bugünkü yazımızı, büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık
"kuddîse sirrûh" hazretlerinin bir sözüyle bitirelim: "Osmanlı
sultanlarının hepsi velî idi..." Ruhları şad olsun...


